ZADU’L-MEAD

İKİNCİ KİTAP PEYGAMBER'İN (S.A.)

İBADETLER KONUSUNDAKİ TUTUMU

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

O) HZ. PEYGAMBER'İN (S.A.) HASTA ZİYARETLERİ

 

1- Hz. Peygamber'in (s.a.) Hasta ile İlgili Tavırları:

 

Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hastalanan sahabilerini ziyaret ederdi. Kendisine hizmet eden Kitap Ehli bir çocuğu ve müşrik amcası Ebu Talib'i hastalıklarında ziyaret etmişi ve onlara İslam'ı sunmuştu. Yahudi çocuk müslüman olmuş, amcası ise olmamıştı.

 

Hastaya yaklaşır, onun başucuna oturur ve: "Kendini nasıl buluyorsun?" diye halini sorardı.

 

Rivayete göre hastaya: "Arzu ettiğin bir şey var mı?" diye ne arzu ettiğini sorar; şayet hasta, bir şey arzu eder ve Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de o şeyin hastaya zarar vermeyeceğini bilirse, isteğinin verilmesini emrederdi.

 

Sağ elini hastaya sürer ve şöyle dua ederdi: "İnsanların Rabbi Allah'ım! Sıkıntıyı gider, hastaya şifa ver. Şifa veren yalnız Sensin. Senden başkası şifa veremez. Senin verdiğin şifa hiçbir hastalığı bırakmaz."

 

Şu duayı da okurdu:

 

"İnsanların Rabbi! Sıkıntıyı gider. Şifa yalnız senin elindedir. Senden başka hastalığı giderecek yoktur."

 

Sa'd için yaptığı: "Allah'ım! Sa'd'a şifa ver. Allah'ım! Sa'd'a şifa ver. Allah'ın! Sa'd'a şifa ver." şeklindeki duasında olduğu gibi hastaya üç kere dua ederdi.

 

Hastanın başına vardığında ona: "Zararı yok, geçer. inşaallah (günahlarını) temizleyicidir." ve bazan da: "Günahlarına keffaret ve onları temizleyicidir." derdi.

 

 

2- Okuyarak Tedavi Yapması:

 

Bir yarası, çürüğü yahut bir rahatsızlığı olan kimseyi okuyarak tedavi ederdi, önce işaret parmağını yere kor, sonra kaldırır ve şu duayı okurdu:

 

"Allah'ın adıyla, dünyamızın toprağı, bazımızın tükrüğü ile hastamız şifa bulur, Rabbimizin izniyle." Bu hadis, Sahihayn'da Hesaba çekilmeden cennete girecek yetmiş bin kişinin özellikleri sayılırken: "Onlar okuyarak tedavi yapmazlar ve okunarak tedavi olmayı da istemezler" şeklinde gelen metni, bu hadis ibtal etmektedir. Zira hadiste geçen "okuyarak tedavi yapmazlar" sözü hadisi nakleden ravinin bif hatasıdır. Şeyhülislam ibn Teymiye'nin şöyle dediğini işittim. Üstadımız; "Hadis yalnız, onlar okunarak tedavi olmayı istemezler, şeklinde olacaktır" demişti. Ben de diyorum ki: Çünkü bu yetmiş bin kişi cennete, üstün tevhid sahibi oldukları için hesaba çekilmeden gireceklerdir. Bu yüzden onların istirka etmeyecekleri yani insanlardan kendilerini okuyarak tedavi etmelerini istemeyecekleri bildirilmiştir. İşte bu sebepten Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hadiste geçen "Onlar yalnız Rablerine tevekkül ederler" sözünü söylemişe tir. Artık onlar Rablerine tam tevekkül ettikleri, O'nda sükunet buldukları, O'na güvendikleri, O'dan hoşnut oldukları ve ihtiyaçlarını O'na açtıkları için insanlardan hiçbir şey -ne okuyarak tedavi etmelerini, ne de başka birşey- istemezler. Onların, yapmak istediklerinden kendilerini alıkoyacak hiçbir uğursuzluk inançları da yoktur. Çünkü birşeyi uğursuz sayma tevhidi eksiltir ve zayıflatır. Üstadımız dedi ki: Okuyarak tedavi yapan kişi, sadaka veren, bir iyilikte bulunan gibidir; okunarak tedavi olmayı isteyen ise dilenci gibidir. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) okuyarak tedavi yaptı; ama okunarak tedavi olmayı istemedi ve "Herhangi biriniz kardeşine faydalı olabilirse olsun" buyurdu.

 

Soru: Peki, Sahthayn'da. Hz. Aişe'den (r.a.) rivayet edilen şu hadisi ne yapacaksınız? "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yatağına yattığı zaman avuçlanni birleştirir, sonra onlara üfler ve Kulhüvailahu ahad, Kul euzü bi Rabbil felak, Kul euzü bi Rabbinnas surelerini okur, bedeninin ön kısımlarından, başt ve yüzünden başlamak üzere ellerini, vücudunun sürebildiği yerlerine sü+ rerdi. Bunu üç kere yapardı. Hz. a'ışe diyor ki, Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) rahatsızlandığı zaman bana, kendisine bu şekilde yapmamı emrederdi. "

 

Cevap: Bu hadis, üç ayrı metinle rivayet edilmiştir. 1- Birisi bu rivayet, 2- (Rahatsızlandığı zaman) kendisine üfler, 3- Hz. Aişe diyor ki: "Ben, ona bu sureleri okuyup üfler ve bereketli olduğu için kendi eliyle üzerine sürerdim." Dördüncü bir metinde ise: "Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) rahatsızlandığında, kendisine muavvizat = İhlas, Felak, Nas surelerini okur, üflerdi." deniliyor. Bu metinler birbirini açıklamaktadır: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine okuyup üflerdi. Zayıflığı ve acılan elini bütün bedeni üzerine gezdirmeye engel olursa bu durumda bizzat kendisi okuyup üfledikten sonra yine kendi elini, bedeni üzerinde gezdirmesini Hz. Aişe'ye emrederdi. Bu ise asla okunarak tedavi olmayı isteme değildir. Hz. Aişe de: "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine okuyup üflememi emretti." dememiş, yalmzca Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisi okuyup üfledikten sonra bedeni üzerinde yine onun kendi elini sürdüğünü söylemiş ve sonra "Bana, kendisine bu şekilde yapmamı emrederdi" yani kendisinin yaptığı gibi kendi elini bedenine sürmemi emrederdi, demiştir.

 

Herhangi bir günü, herhangi bir vakti hasta ziyaretlerine ayırmak Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adeti değildi. Aksine ümmeti için hasta ziyaretlerini gece gündüz vs. vakitlerde meşru saymıştır. Müsned'deki bir hadiste şöyle buyuruyor:

 

"Bir adam müslüman kardeşi hastalandığında ziyaretine gitmek için yola çıktığı zaman oturuncaya kadar cennet bahçesinde yürür. Oturunca onu rahmet bürür. Eğer vakit sabahsa akşama kadar yetmiş bin melek ona dua eder. Şayet akşam ise sabaha kadar yetmiş bin melek ona dua eder."

 

Bu hadisin bir başka' metni ise şöyledir:

 

"Bir müslümanm hastalığında ziyaretine giden bir müslüman için Allah, gündüzün hangi saatinde gitmişse o saatten akşama kadar; gecenin hangi saatinde gitmişse o saatten sabaha kadar dua edecek yetmiş bin melek gönderir."

 

Göz iltihablanması vs. hastalıklardan dolayı hastaları ziyarette bulunur; zaman zaman ellerini hastanın alnına kor, sonra onun göğsüne ve karnına sürer "Allah'ım! Buna şifa ver" diye dua ederdi. Elini hastanın yüzüne sürdüğü de olurdu.

 

Hastadan ümit kestiği zaman"Biz şüphesiz Allah'a aidiz ve biz ancak O'na döneceğiz" derdi.

 

Buhari ve Müslim. Az yukarıda Sad'd'dan rivayet edilmişti.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Ö) HZ. PEYGAMBER'İN (S.A.) CENAZE KONUSUNDAKİ TUTUMLARI