VEKALET - HÜKÜMLER |
B. VEKİLİN EMANET
SORUMLULUĞU
Nevevi daha sonra
vekaletin hükümlerinin ikincisi olan vekilin emanet yükümlülüğü konusuna
başlayarak şunları söylemiştir:
Vekilin [vekalete konu
şey üzerindeki] zilyedliği -bir ödül karşılığında bile [vekaleti üstleniyor
olsa]- emanet zilyedliğidir. Şayet yetkisini aşarsa tazminle yükümlü olur,
ancak daha doğru görüşe göre azlolmuş olmaz.
1. Vekilin [vekalete
konu şey üzerindeki] zilyedliği -vekaleti bir ödül karşılığında bile üstlenmiş
olsa- emanet zilyedliğidir; çünkü vekil, zilyedlik ve tasarruf bakımından
müvekkilin yerini almıştır, bu açıdan zilyedliği de müvekkilin zilyedliği
gibidir.
Ayrıca vekalet akdi
iyilik ve yardımlaşma esasına dayalıdır. Tazmin yükümlülüğü bununla çelişir ve
insanları vekaletten uzaklaştırır.
2. [Bu hüküm gereğince]
vekil yetkisini aşmadıkça tazminle yükümlü olmaz.
Şayet mal üzerinde
-örneğin- elbiseyi giymek, hayvana binmek vb. şekillerde yetkisini aşan bir tasarruf
ta bulunursa tazmin yükünü üstlenir. Ancak yetkisini aşmaksızın kendi elinde
telef olan şeyi tazmin etmez. Bu iki konuda vekilin durumu, "güvenilir
şahıs" konumunda olan diğer kişiler gibidir.
Vekalete konu olan malın
vekilin nasıl kaybolduğunu bilmeksizin kaybolması vekilin yetkisini aşan
tasarruflardan sayılır. Yine vekil malı bir yere koyup yerini unutsa yetkisini
aşmış olur.
Satmakla yükümlü
tutuldUğU şeyi geciktirmesi durumunda vekil tazminle yükümlü olur mu? Bu konuda
mezhep içinde iki görüş vardır. Bunların -sonrakilerden birinin de dediği gibi-
daha uygun olanı tazminle yükümlü olmamasıdır.
3. Vekil, yetkisini aşan
bir tasarruf ta bulunduğunda [kendiliğinden vekalet görevinden azlolmuş olur
mu? Bu konuda mezhep içinde iki görüş vardır:]
[Birinci görüş]
Daha doğru görüşe göre
azlolmuş olmaz; çünkü vekalet, tasarruf konusunda izin vermektir. Güvenilir
konumda olmak ise vekaletin sonucudur. Tıpkı rehinde olduğu gibi burada da
güvenilirliğin ortadan kalkması, vekaletin kendisinin ortadan kalkmasını
gerektirmez.
[İkinci görüş]
Bir malın emanet
edildiği kişi güvenilirliğini yitirdiğinde nasıl ki kendiliğinden azlolursa
vekil de aynı şekilde azlolur. (15)
İlk görüşte olanlar buna
şu şekilde cevap vermişlerdir: Malı emanet bırakmak, tamamen karşı tarafa
güvenmeye bağlı bir işlemdir.
Vekil, velinin veya
vasınin vekili ise -Ezrai ve başkalarının da belirttiği üzere- bu durumda uygun
olan -tıpkı vasi'nin fısk sebebiyle azlolması durumunda olduğu gibi- vekilin
kendiliğinden azlolmasıdır; çünkü velayet altındaki birinin malını güvenilir
olmayan bir kimsenin zlinde bırakmak caiz değildir.
[Soru] Bu kabul edilemez; çünkü fısk veli olmayı
engellese bile vekil olmayı engellemez. Burada yasak olan şey, malın vekilin
elinde bırakılmasıdır.
[Cevap] Asıl bu görüş kabul edilemez; çünkü ilk görüş
nakil yoluyla gelmektedir. Alimler şöyle demiştir: Vekil, güvenilirliğin şart
olduğu konularda fasık hale gelirse kendiliğinden azlolur.
Not: İkinci görüş, vekilin yetkisini fiiliyle
aştığında söz konusudur. Şayet sözlü olarak yetkisini aşarsa, örneğin malı
aleyhte aşın fiyat farkıyla satmakla birlikte henüz teslim etmemiş olsa, o
zaman kesinlikle azlolmuş olmaz; çünkü vekalet konusunda yetkisini aşmamıştır.
İlk görüşe göre vekil
malı satsa ve teslim etse, tazmin yükümlülüğü üzerinden kalkar; çünkü malı,
sahibinin izni ile elinden çıkarmıştır. Satım bedelinin tazmin yükümlülüğünü de
üstlenmez, çünkü haksız bir fiilde bulunmamıştır. Mal, kusur sebebiyle vekile
geri verilse, mal üzerindeki zilyedlik geri döndüğünden tazmin yükümlülüğü de
geri döner.
[Soru] Bu hüküm ancak ve ancak "fesih, bir akdi
fesih anından itibaren değil en baştan itibaren ortadan kaldırır" hükmünü
benimsediğimizde geçerli olabilir. Oysa itimad edilen görüşe göre fesih, bir
işlemi en başından değil fesih anından itibaren kaldırır. Şu halde tazmin
yükümlülüğünün geri dönmemesi gerekirdi.
[Cevap] İtimad edilen görüş şudur: Fesih, her ne
kadar yapılan akdi en baştan itibaren değil de fesih anından itibaren
yürürlükten kaldırsa bile burada tazmin yükümlülüğü geri döner. Çünkü burada
müvekkilin tarafını himaye etmeyi bütünüyle göz ardı edemeyiz. Daha önce
geçtiği üzere vekil, yetkisini aşarak vekalet konusu şeyi yolculukta yanında
götürse ve yolculukta iken satsa, -satım bedelini teslim alsa ve yolculuktan
dönse bile-satım bedelinin tazmin yükünü üstlenir. Şu halde yukarıdaki hüküm,
"feshin, akdi fesih anından itibaren yürürlükten kaldırması"
kuralından bir istsinadır.
Vekil, -aynen emanet
bırakılan kimsenin durumunda olduğu gibi- [müvekkil adına satın aldığı] malı
müvekkile bırakmaktan kaçınsa, -bir özür söz konusu değilse- tazmin
yükümlülüğünü üstlenir. Şayet bir özür söz konusu ise, örneğin yemek yemekle
meşgulolduğundan teslim etmemişse tazmin yükümlülüğünü üstlenmez.
BİR SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNK’E TIKLAYIN
C. VEKİLİN AKDİN
HÜKÜMLERİNİ (HUKUKUNU) ÜSTLENMESİ