MUĞNİ’L-MUHTAC

SULH

 

B. BİR DAVACI İLE YABANCI ŞAHIS ARASINDA OLAN SULH AKDİ

 

Sulh akdinin ikinci kısmı davacı ile yabancı bir şahıs arasında gerçekleşen sulhtur.

 

Yabancı şahıs "beni davalı sulh yapma konusunda ve kil kıldı, o senin lehine ikrarda bulunuyor" derse sulh akdi sahih olur.

 

Aynı durumda yabancı şahıs kendisi için sulh akdi yapsa bu sahih olur ve malı kendisi satın almış gibi olur.

 

Davalı şahıs iddiayı inkar ettiği halde yabancı şahıs "bu, inkarında haksızdır" demiş olsa, gasp edilmiş bir malı satın almış olur. Bu durumda o malı ondan alma gücünün bulunup bulunmamasına bağlı olarak hüküm değişir. Şayet "davalı haksızdır" dememiş olursa sulh akdi geçersiz olur.

 

1. Sulh akdinin ikinci kısmı, davacı ile yabancı bir şahıs arasında gerçekleşen sulh akdidir.

 

Yabancı şahıs "beni davalı şahıs dava konusu şey üzerinde sulh yapma konusunda vekil kıldı, o dava konusu şeyin sana ait oldUğUnu açıktan ikrar ediyor" veya "ikimizin arasında ikrar ediyor ancak mal sahibinin almasından korkarak bunu açıkça söylemiyor" dese aralarında yaptıkları sulh sahih olur; çünkü bir insanın muamelata ilişkin konularda vekil olduğunu iddia etmesi kabul edilir.

 

Bu görüş -Cüveynı ve Gazall'nin belirttiği üzere- vekalet iddiasından sonra davalı şahsın inkar iddiasında bulunmaması halinde geçerli olur. Şayet böyle bir iddiada bulunursa vekili azletmiş olur, dolayısıyla ve kil ile davacı arasındaki sulh sahih olmaz.

 

2. Dava konusu olan şey bir mal ise ve yabancı şahıs; a) Bu malın bir kısmı üzerinde, b) veya davalıya ait bir mal üzerinde, c) yahut da davalının zimmetindeki borç karşılığında sulh yapmışsa, akit sahih olur ve anlaşmazlık sebebi olan mal, -şayet yabancı olan şahıs vekil olduğu iddiasında doğru sözlü ise- onu müvekkil kılan kişiye ait olur. Aksi takdirde bu, yetkisiz temsilcinin [fuzullnin] mal satın almasıdır. Bunun hükmü "satım" bölümünde geçmişti.

 

3. "İkrar geçerlidir" şeklindeki genel ifadeye bir itiraz noktası olarak şu husus zikredilebilir: Yabancı bir şahıs, davacıya "Davalı sulh konusunda anlaşmazlığı bitirmek üzere beni ve kil kıldı, ben dava konusu malın sana ait olduğunu biliyorum" dese Maverdı tarafından "daha doğru" kabul edilen görüşe göre sulh sahih olur. Et-Tenbih'te bu, tek görüş olarak nakledilmiş, Nevevı et-Tashih 'te bunu onaylamıştır. Ben de et- Tenbih'in şerhinde bu görüşü kabul ettim.

 

4. Nevevı er-Ravda'da şöyle demiştir:

 

[Yabancı şahıs, davacıya], davalı senin iddianı inkar ediyor, ancak davalı haksızdır.

Aranızdaki anlaşmazlığın bitmesi için onun adına benimle şu kölem üzerinde anlaş" dese [bakılır:]

 

[a] - Dava konusu hak da bir zimmet borcu olsa, mezhepte esas olan görüşe göre sulh akdi sahih olur.

 

[b] - Dava konusu hak muayyen bir mal ise daha doğru gö-

rüşe göre sulh akdi sahih olmaz.

 

Arada şu fark vardır: Bir kimseye başkasının malını onun izni olmaksızın temlik etmek mümkün değildir, ancak bir kimsenin izni olmaksızın onun borcunu ödemek mümkündür.

 

5. Vekil, müvekkili adına ve onun izniyle, kendi malı üzerinde veya kendi zimmetindeki borç üzerinde anlaşma yapsa sulh akdi sahih olur, izin veren kişi adına gerçekleşir.

Kendisine izin verilen kişiye [vekile], misli olan mallarda ödediğinin misli, misli olmayan mallarda ise değeri ödenir; çünkü yabancı şahıs, müvekkile hibede bulunmamış, borç vermiştir.

 

Nevevı "beni vekil kıldı. .. " ifadesini söylemek suretiyle yabancı şahsın bu sözü söylemediği durumu dışarıda bırakmıştır. Çünkü bu, yetkisiz temsilcinin [fuzullnin] mal satın almasıdır ki bu geçerli değildir.

 

Nevevi "senin lehine ikrarda bulunuyor" ifadesini söylemek suretiyle vekilin yalnızca "davalı seninle sulh yapma konusunda beni vekil kıldı" demekle yetinmesi durumunu dışarıda bırakmıştır ki bu durumda -"dava ettiğin şey konusunda benimle sulh yap" ifadesinin karşı taraf lehine bir ikrar olmayacağı şeklindeki daha doğru görüşe binaen- sulh akdi sahih olmaz.

 

6. Dava konusu şey bir zimmet borcu olsa ve yabancı şahıs "davalı beni alacağın yarısı üzerinde veya elbise üzerinde sulh yapma konusunda vekil kıldı" dese ve davacı ile sulh yapsa, dava konusu olan şeyin malolması durumunda olduğu gibi bu durumda da akit sahih olur. Yabancı şahıs "benim şu elbisem üzerinde sulh yapma konusunda beni vekil kıldı" dese akit sahih olmaz; çünkü bu, başkasının zimmet borcu karşılığında bir malı satmaktır. İbnü'l-Mukrı'nin, Nevevı'ye tabi olmak suretiyle "tek görüş" olarak naklettiğine göre itimad edilmesi gereken görüş budur. Zerkeşi ve ona tabi bir grup alim ise bu konuda zimmet borcu ile malı eşit kabul etmişlerdir.

 

Not:  Nevevi'nin "vekalete itibar edilmesi" konusundaki genel ifadelerine şu durum bir itiraz noktası teşkil eder: Yabancı şahıs, davacıya "senin falanda olan bin dirhem alacağına karşılık benimle beş yüz dirhem üzerinde anlaşma yap" dese, davalının izni ile bunu demiş olsa da böyle olmasa da sulh sahih olur; çünkü başkasının borcunu onun izni olmadan ödemek caizdir. Bu, er-Ravda'da geçmektedir.

 

7. Yabancı şahıs, aynı durumda dava konusu olan mal hakkında kendi malı veya kendi zimmetindeki borç karşılığında kendisi için sulh yapsa, davacının yabancı şahısla arasında bir anlaşmazlık olmamış olsa bile sulh akdi, yabancı şahıs adına sahih olur. Çünkü sulh akdi bir dava ve bir cevaba binaen gerçekleşmiştir.

 

Cüveynı ise buna muhalif olarak şöyle demiştir:

 

Yabancı şahıs, herhangi bir anlaşmazlık söz konusu olmadığı halde bu sözü söylediğinde sulh akdinin geçerli olup olmayacağı konusunda görüş aynlığı bulunmaktadır.

 

Bu durumda yabancı şahıs söz konusu malı "satın alma" sözcüğünü söyleyerek satın almış gibi kabul edilir.

 

8. Yabancı şahıs, davalının zimmet borcu karşılığında davacı ile sulh yapsa "borcu, borçlu dışındaki bir kimseye satmak" konusundaki görüş ayrılığı burada da geçerli olur.

 

9. Yabancı şahıs "falanda olan bin dirhemlik alacağın karşılığında beş yüz dirhem üzerinde benimle anlaşma yap" dese -izinsiz olarak da bunu yapmış olsa- akit sahih olur; çünkü kişi başkasının borcunu kendi başına [ondan izin almaksızın] ödeyebilir.

 

Not:  Nevevi "sanki kendisi satın almış gibi olur" ifadesi, malın davalı şahsın elinde emanet, ödünç vb. satımının ca.iz olmadığı bir statüde bulunmasını gerektirir. Şayet teslim alınma öncesindeki mal ise bu şekilde yapılan sulh sahih olmaz.

 

Er-Ravda'daki ifade "satın alması durumunda olduğu gibi" şeklindedir. İbnü'l-Mulakkin "bu, el-Minhac'daki ifadeden daha uygundur; çünkü bu gerçek anlamda satın almadır, bu sebeple "gibi" ifadesiyle zikretmenin bir anlamı yoktur." demiştir.

 

İbn Şehbe'nin belirttiği üzere her iki ifadede de benzetme vardır, dolayısıyla biri diğerinden daha öncelikli değildir.

 

10. Davalı şahıs [davacının iddiasını] inkar ediyor olsa, yabancı şahıs da [davacıya] "davalı kişi inka.rında haksızdır, çünkü bana göre sen doğru söylüyorsun. Öyleyse gel benimle benim için sulh yap!" dese, dava konusu olan şey bir mal ise bu durumda gasp edilmiş bir mal satın almış olur. Bu durumda kişinin söz konusu malı davalının elinden alma gücünün bulunup bulunmaması birbirinden ayrılır. Şayet varsa akit sahih olur, yoksa sahih olmaz.

 

Akdin sahih olması için kişinin "ben o malı davalıdan alabilirim" demesi yeterlidir.

 

Dava konusu şey bir zimmet borcu ise bu konuda yukarıda geçen görüş ayrılıkları söz konusudur.

 

11. Yabancı şahıs, aradaki anlaşmazlık kalksın diye davalı kişi ile sulh akdi yapsa, örneğin ona "onun adına benimle şu kölem karşılığında sulh yap" dese zimmet borcu için yapılan sulh akdi sahih olmakla birlikte mal için yapılan sulh akdi sahih olmaz; çünkü kişi başkasına onun izni olmaksızın bir mal temlik edemez, başkasının borcunu ödemek ise bundan farklıdır.

 

12. [Yabancı şahıs, davacı ile sulh akdi yaparken] "davalı inkar etmektedir" ifadesiyle birlikte "davalı haksızdır" demese ve kendi adına veya davalı adına sulh akdi yapsa bu sulh geçersiz olur; çünkü kişi, davacıdan üzerinde mülkiyetinin sabit olmadığı bir şeyi satın almıştır.

 

Not:

1. Nevevl'nin ifadesi şu üç durumun da ca.iz olmamasını kapsar:

 

> Yabancı şahsın "davalı haklıdır" demesi,

> "Davalının durumunu bilmiyorum" demesi,

> Herhangi bir şey dememesi.

 

Bu üç durum hakkında İsnevı şöyle demiştir: er-Ravda ve eş-Şerhu'l-kebır'de bu konu açık olarak ifade edilmemiştir. Subkı şöyle demiştir: Bu durumda yapılacak şey, elMinhac'ın genel nitelikli ifadesinden anlaşılan şeydir.

 

2. Bir kimse bir yeri vakfetse ve oranın başka bir şahsa ait ol• duğunu ikrar etse oranın değerini tazmin eder, çünkü vak• fetmek suretiyle orası ile sahibi arasına girmiştir. Şayet inkar eder de bu konuda yabancı bir şahıs onunla anlaşma yaparsa anlaşma caiz olur; çünkü yabancı şahıs, malını Allah'a yaklaşma yolunda harcamış olur.

 

3. Bir malı telef eden kişi o malın sahibi ile anlaşsa bakılır:

 

[a] - Aynı cinsten daha değerli bir mal veya [eş değerli olmakla birlikte] vadeli olarak anlaşma yapmışsa anlaşma sahih olmaz; çünkü ödenmesi gereken şey, telef edilen malın peşin değeridir, bundan daha fazlası üzerinde sulh yapmak sahih olmadığı gibi, eşit miktarda da olsa vadeli üzerinde sulh yapmak caiz olmaz; çünkü bu faiz özelliği taşır.

 

[b] - Değeri daha az bir malolursa veya kendi cinsi dışında daha değerli bir malolursa, sahih olmayı engelleyen durum bulunmadığından caiz olur.

 

3. Bir kimse [hayvanın sırtında taşınan] denkin başkasına ait olduğunu ikrar ettikten sonra onun üzerinde sulh yapsa, her iki taraf da bunu biliyor olsalar, herhangi biri bunu zikretmemiş olsa bile sulh sahih olur. Bu, taraflardan birinin diğerine "benim bildiğim, senin de bildiğin şeyi sana sattım" demek gibidir.

 

4. İnkarda bulunan kişi kendisi yerine sulh yapması için yabancı bir şahsı ve kil kılsa bu -Ebu'l-Abbas'ın belirttiği ve İbnü'l-Mukrl'nin esas aldığı görüşe göre- caiz olur; çünkü inkar, içinde yalanı ve başkasına zarar vermeyi barındırdığından haramdır. Kişi zararı gidermek istemişse [yalan söylemesi] caiz olur. Bu, iki günah işleyip de birinden tövbe etmek isteyen kişinin durumuna benzer.

 

Yine, terekenin durumunu bilmeyen mirasçı, şüpheyi gidermek için kendisi adına sulh yapmak üzere birini vekil kılabilir. [Zayıf] bir görüşe göre ise bunu yapamaz. Ebu İshak bu görüşü esas almıştır; çünkü kişi inkarda bulunmakla birlikte [karşı tarafı] malı kendisine satmaya zorlamıştır. Bir kimseyi malını kendisine satmak üzere zorlamak kesinlikle helal olmaz. Başkasının hakkını inkar etmek haramdır.

 

5. Bir kimse, dava konusu malın davacıya ait olduğunu ikrar etmesi için inkar eden davalı şahsa mal verse ve davalı da ikrar etse sulh akdi fasid bir temele dayandınldığından sahih olmaz, malı ödemek gerekmez. Malı bu amaçla vermek ve almak haramdır. Kişi böyle yapmakla -İbn Kecc ve başka alimlerin iki görüş arasından kesin olarak tercih ettikleri görüşe göre- ikrarda bulunmuş sayılmaz.

 

BİR SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNK’E TIKLAYIN

 

A. YOL ÜZERİNDEKİ HAKLAR