MUĞNİ’L-MUHTAC

AKİDDE MUHAYYERLİK

 

MUHAYYERLİK DOĞURAN BAŞKA SEBEPLER

 

Satım esnasında suyu salınan suyolunun [suyunu çok göstermek için] suyunu hapsetmek, su değirmenin suyunu hapsetmek, [canlıkanlı görünsün diye kölenin] yüzü kırmızılaştırmak, saçları siyahlaştırmak ve kıvırcıklaştırmak müşteri lehine muhayyerlik hakkı doğUrur.

 

Daha doğru görüşe göre köleyi okur-yazar gibi göstermek amacıyla elbisesine mürekkep bulaştırmak müşteriye muhayyerlik hakkı vermez.

 

1. Satım akdi esnasında,

 

[a] - [Suyunu çok göstermek için] Suyu dışarı akan suyolu ve su değirmeninin suyunu hapsetmek,

 

[b] - Cariyenin kilolu görünmesi için yüzünü kırmızıya boyamak ve [cariyeyi soksun diye] üzerine eşek arısı göndermek,

 

[c] - Kölenin bedenini güçlü göstermek için saçlarını siyahlaştırmak ve kıvırcıklaştırmak.

 

Bunlar, "aldatma" ortak gerekçesinden hareketle tasriye işlemine kıyasla müşteri lehine muhayyerlik hakkı doğurur.

 

Nevevi'nin ifadesinin genel olmasından bu konuda köleyle cariye arasında bir fark olmadığı anlaşılmaktadır ki Ezral'nin belirttiğine göre zahir olan budur. Oysa eş-Şerhu'l-kebir ve er-Ravda'da Rafii ve Nevevi bunu yalnızca cariye hakkında zikretmişlerdir. Çünkü Maverdl'nin dediği gibi kıvırcıklık bedenin güçlü olduğunu, saçın düz olması bedenin güçsüzlüğünü gösterir.

 

Not:  Nevevi'nin "suyu hapsetmek", "yüzü kırmızılaştırmak", "saçları kıvırcıklaştırmak", "saçları siyahlaştırmak" gibi ifadelerinden anlaşıldığına göre yukarıdaki hüküm, bu tür fiiller satıcı tarafından veya onun onayıyla yapıldığında söz konusudur. İbnü'rRif'a bunu açık olarak ifade etmiştir. Buna göre saç kendiliğinden kıvırcıklaşırsa bunun hükmü sütün kendiliğinden toplanması gibi olur. İsnevı şöyle demiştir: "Saçın kıvırcıklaştırılması meselesi Nevevi'nin el-Muharrer'de olmayan eklentilerindendir." Öyle anlaşılıyor ki İsnevı'nin gördüğü el-Muharrer metninde bu ifadeler yoktu. Oysa ki -onun dışındaki alimlerin de belirttiği üzere- pekçok nüshasında bu ifade yer almaktadır.

 

2. Köleyi okur-yazar gibi göstermek için elbisesine mürekkep bulaştınlsa daha sonra kölenin durumu ortaya çıksa [bu durum müşteriye akdi feshetme hakkı verir mi? Bu konuda iki görüş bulunmaktadır:]

 

[Birinci görüş]

 

Daha doğru olan görüşe göre müşteri bu gerekçeyle köleyi geri veremez; çünkü bunda fazla bir aldatma söz konusu değildir. Zira bu hareketin okur-yazarlığa delaleti zayıftır.

Kölenin giydiği elbise başkasına ait olabilir veya mürekkep bulunan bir yerden bu leke bulaşmış olabilir. Ayrıca müşteri kölenin [okur-yazar olup olmadığını] denemediği ve ona bu durumu sormadığı için de kusurludur.

 

[İkinci görüş]

 

Bu durumda müşteri lehine geri verme hakkı doğar. Burada genel olarak aldatmanın varlığı dikkate alınır.

 

Yukarıdaki görüş ayrılığı köleye belirli bir meslek erbabının giydiği elbiseyi giydirme örneğin ona fırıncı veya başka bir meslek grubunun elbisesini giydirme durumunda da söz konusudur.

 

3. Şu durum da yukarıdaki meseleler gibidir:

 

Kişi değerli bir taş zannederek yüksek bedel ödemek suretiyle cam satın alsa veya cam zannederek düşük bedele değerli bir taşı satsa birinci durumda müşterinin ikinci durumda satıcının akdi bozma hakları yoktur.

 

Alimlerin bu konuda genel ifade kullanmalarından anlaşıldığına göre tasriye fiilinin aksine bunu yapmak haram değildir. Nitekim Maverdı buna işaret etmiştir. Bununla birlikte son dönemdekilerden birinin de dediği üzere şayet bunun haram olduğu ileri sürüise bu da ihtimal dışı değildir; çünkü tasriye sonucu meydana gelen zarar, ona muhayyerlik verilerek ortadan kaldırılmakta, oysa burada [muhayyerlik söz konusu olmadığından] müşteri ve satıcının zararı ortadan kaldırılmamaktadır.

 

Satım Akdinde Malların Satıcıya Geri Verilmesine İlişkin Son Hükümler

 

1. İkille [Akdin Karşılıklı Rızayla Feshedilmesi)

 

Nevevi akdin ikale yoluyla feshedilmesi meselesine temas etmemiştir. Bu caizdir. Akdin taraflarından biri akit yaptığına pişman ise diğer tarafın akdi bozması sünnettir. Çünkü Ebu

Davud'un rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Akit yaptığına pişman olan kişinin pişmanlığını gidermek üzere akdi bozan kişinin de Allah sürçmelerini giderir. "(Ebu Davud, İcare, 3460)

 

İkale "karşılıklı ikale yaptık", "akdi feshettik" gibi ifadelerle yapılabileceği gibi taraflardan birinin diğerine "sana ikale yaptım" deyip diğer tarafın "kabul ettim" vb. bir söz söylemesiyle de olur.

 

İmam Şafii (r.a.)'ye ait iki görüşten daha güçlü olanına göre ikale işlemi bir fesihtir, fesih de yapıldığı andan itibaren geçerlidir. Bir görüşe göre ise fesih işlemi akdi kökünden ortadan kaldırır [hiç akit yapılmamış gibi kılar]. Bu konudaki görüş ayrılığı malda sonradan meydana gelen fazlalıklara ilişkin konularda görülür. Yine bu, teslim öncesinde selem ve satılan mal konusunda geçerlidir.

 

Akdi yapan iki kişinin ölümünden sonra onların mirasçıları akdi ikale yapabilirler.

Satılan veya selem yoluyla sipariş edilen bir malın bir kısmında ikale yapmak -ikale yapılan kısım belliyse- caizdir.

 

İki taraf ikale işleminden sonra satım bedeli üzerinde ihtilaf etseler daha doğru görüşe göre satıcının sözü kabul edilir.

 

İki taraf ikalenin var olup olmadığında ihtilaf etseler ikale olduğunu inkar eden kişinin sözü kabul edilir.

 

Ben ikaleye ilişkin diğer hükümleri Şerhu't-Tenbih adlı eserimde zikrettim.

 

 

2. Satıcı, tayin edilmiş olan satım bedelini teslim aldıktan sonra müşteriye hibe etse ve müşteri malda bir kusur olduğunu tespit etse bu durumda müşteri malı geri verebilir mi?

Bu konuda iki görüş bulunmaktadır. Birincisine göre müşteri geri veremez, çünkü bunun bir yararı olmaz. İkincisi -ki zahir olan da budur- verebilir. Bunun yararı -mehir gibi benzer meselelerde de olduğu üzere- satıcıdan satım bedelini geri almaktır. İbnü'l-Mukrı mehir meselesinde bunu tek görüş olarak aktarmıştır.

 

3. Kişi bir elbise satın alıp teslim aldıktan ve satım bedelini de teslim ettikten sonra malda eski bir kusur tespit etse ve bu kusur sebebiyle malı geri verse, satım bedelini geri aldığında onu da satıcı yanında meydana gelen bir durum sebebiyle kusurlanmış ve niteliği azalmış bir şekilde bulsa, eksik bir şekilde alır, bu eksiklik sebebiyle ayrıca bir şeyalamaz.

 

4. Geçenlerden ve ileride gelecek olanlardan feshin sebeplerinin -Rafii ve Nevevi'nin de belirttiği gibi- yedi tane olduğu görülmektedir:

 

[a] - Meclis muhayyerliği,

[b] - Şart muhayyerliği,

[c] - Akitte amaçlanan bir şarta uyulmaması sebebiyle mu-

ayyerlik,

[d] - Kusur muhayyerliği,

[e] - İkale,

[f] - Karşılıklı yeminleşmek suretiyle akdin fesholması,

[g] - Malın teslim alınmasından önce malın telef olması.

 

Fesih sebeplerinden birkaç şey kaldı ki sen bunların bir kısmını kendi bölümünde görmüş oldun. Bunları da yukarıdaki yedi sebebe döndürmek mümkündür. Bunlardan biri müşterinin iflas etmiş olması, şehre mal getiren kişiyi şehir dışında karşılama, müşterinin malının "namazların kısaltılabileceği bir mesafe" de olması, ölüm hastalığında olan kişinin mirasçısına veya yabancı bir şahsa terikenin üçte birini aşacak şekilde indirimli alım satım yaptığı halde diğer mirasçıların bunu onaylamaması.

 

BİR SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNK’E TIKLAYIN

 

SATILAN MALIN HÜKMÜ: 1. AKİT YAPILDIKTAN SONRA HENÜZ TESLİM EDİLMEMİŞ MALIN TAZMİN AÇISINDAN HÜKMÜ