KABİR ALEMİ es-Suyuti |
İNSAN'IN YARATILDIĞI
TOPRAĞA DEFNEDİLMESİ
1- Bezzar, Hakim ve
Beyhaki, ''Şuab-ı Iman''da, Ebu Said-i Hudri (r.a.)'dan rivayet ettiklerine
göre; Resulullah (s.a.v.) Medine içinden geçti Kabir kazan bir cemaati gördü.
Kabre konulacak kişiyi sordu. ''Bir Habeşidir, burada öldü'' dediler. Bunun
üzerine Resulullah (s.a.v.): ''La ilahe illallah. Memleketinden buraya,
toprağından yaratıldığı yere sevkedildi.'' diye buyurdu.
2- Taberani Kebir'de
ibn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet ettiklerine göre; Bir Habeşi Medine'de
defnedildi. Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: ''Bu ondan yaratıldığı toprağa
defnedildi.''
2- Yine Taberani
''Evsat''da Ebu Derda'dan rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir: Resulullah
(s.a.v.) yanımızdan geçti. Ne yapıyorsunuz, buyurdu. Biz: Bu siyah ölünün
kabrini kazıyoruz, dedik. Bunun üzerine buyurdu ki: Ölümü onu yaratıldığı
toprağa getirdi.
3- Hakim-i Tirmizi,
Nevadirü'l-Usul'da Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:
Resulullah (s.a.v.) Medine'nin bazı semtlerinde gezmek için evden çıktı. Bir
kabrin kazıldığını gördü. Oraya yöneldi ve kabrin yanında durdu. ''Kimindir bu
kabir?'' dedi. ''Habeşistanlı birinindir'' denildi. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem); ''Memleketinden toprağına sevk edildi'' diye buyurdu.
4- Ebu Nuaym, Ebu
Hureyre (r.a.)'dan rivayetine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ''Her
yeni doğana kabrinden biraz toprak serpilir.''
5- Hakim
''Nevadir'ül-Usul''da ibn-i Mesud (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiş: Rahimle
görevli melek rahimden nütfeyi alarak eline kor. ''Ya Rabbi! Bundan halk
edilecek mi, edilmeyecek mi?'' ''Edilecek'' deyince, ''Rızkı nedir, eseri ve
eceli, ameli nedir? der. Cenab-ı Hak ''Levhi mahfuza bak'' der. O, levh-i
mahfuza bakar. Rızkını, eserini, ecelini ve amelini görür. Defin edilecek
yerden toprağını alır. O nutfe ile yoğurur. (Yani rızkını o memleketin
mahsulatından gönderir.) İşte; Ondan sizi yarattım. Sizi ona iade edeceğim''
[Taha, 53] ayetinin manası budur.
6- Deynurî,
''Mücalesat''da Hilal bin Yesaf'tan rivayet ettiğin göre şöyle demiştir: ''Her doğan çocuğun
göbeğinde, onda öleceği yerin toprağı mutlaka vardır.''
7- Tirmizi, Matar bin
Ukamis'den rivayet ettiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Cenab-ı
Hakk kulunun filan yerde öleceğini hüküm etmişse oraya onun için bir hacet
yaratır. (Haceti için oraya gider ve orada ölür.)
8- Hakim ve Beyhaki,
''Şuab-i îman''da ibn-i Mesud (r.a.)'dan rivayet ettiklerine göre Resulullah
(s.a.v.) buyurdu ki: ''Birinizin ölümü filan yerde takdir edilmişse, orada onun
için bir ihtiyaç halk edilir. İhtiyacına yönelerek oraya gider. Varınca orda
ölür. Kıyamet gününde o yer: ''Allah'ım bunu bana emanet etmiştin!'' der.
9- Hakim, ibn-i Mesud
(r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: ''Meni nutfesi rahimde yerleşince, melek onu
eline alır. Ya Rabbi! Bu yaratılacak mı? Yaratılmayacak mı? der. Eğer Allah
'(Celle Celalühü) yaratılmaz dese rahim onu kana dönüştürüp dışarıya atar. Eğer
yaratılacak dese; Melek Allah'ım erkek mi, dişi mi? Şaki mi, said mi? Eceli,
eseri ve rızkı nedir, nerede ölecek? der. Allah (Celle Celalühü): Levh-i
mahfuza bak o nutfeyi orada bulacaksın. Oradaki nutfeye Rabbin kimdir, der. O,
nutfe Rabbim Allah'dır, diye cevap verir. Razıkın kim? Nutfe Razıkım Allah'dır,
der. O zaman o nutfe yaratılır. Ehli içinde yaşar, rızkını yer. Eserini yapar
ve eceli gelince, O mekanda defin edilir.
10- Ebu Nuaym ve ibn-i
Mende, Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayet ettiklerine göre; Resulullah
(s.a.v.) şöyle buyurdu: ''Ölülerinizi
salih kavmin yanına defnedin. Zira meyyit kötü komşusuyla eziyet görür. Tıpkı
hayattakiler, kötü komşularından eziyet gördükleri gibi.''
11- İbn-i Asakir
''Dimeşk Tarih''inde zayıf bir senedle ibn-i Mesud (r.a.)'dan rivayet ettiğine
göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ''Meyyitinizi salihlerin içinde
defnedin. Sağ insanlar kötü komşularından rahatsız oldukları gibi, ölüler de
kötü komşularından rahatsız olurlar.''
12- İbn-i Asakir ve
el-Malini, el-Muhtelet vel-Mütelef adlı kitapta Ali. (Kerremellahu Veçhe)'den
rivayet ettiklerine göre; Resulullah (s.a.v.) bize emretti ki ölülerimizi,
salihlerin içinde defnedelim. Zira diriler gibi ölüler de kötü komşularından
rahatsız olurlar.
13- El-Malini, ibn-i
Abbas'dan, o da Resulullah (s.a.v.)'den rivayet ettiğine göre Resulullah
(s.a.v.): ''Ölünüzü, güzelce tekfin edin, acele vasiyetini yerine getirin.
Kabrini derince kazın. Kötü komşulardan koruyun'' deyince Resulullah
(s.a.v.)'e: Ya Resulullah! Faydalı
komşunun ahirette faydası var mı? diye sordular. Resulullah (s.a.v.) cevaben:
''Dünyada salihlerin faydası var mı?'' dedi. Onlar: Evet, dediler. Resulullah
(s.a.v.) de: Ahirette de öyledir, dedi...
14- Ed-Deylemi ve ibn4
Mende, Ebî Seleme (r.a.)'den merfuen rivayet ettiklerine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ''Ölünün tekfinini
güzel yapın. Bağırmakla vasiyetinin tehiriyle ölülerinize eziyet vermeyiniz.
Acele borcunu ödeyiniz. Kötülere komşu etmeyiniz.''
15- îbn-i Ebi Dünya
''Kabirler'' kitabında Abdullah bin Nafi el Müzni'den rivayet ettiğine göre şöyle
demiş: Medine'de biri öldü. Ve orada defnedildi. Rüyada bir adam, cehennem
ehliymiş gibi onu gördü. Onun için kederlendi. Sonra yedinci ve sekizinci
gecede rüyada cennet ehliymiş gibi onu gördü ve ondan sordu. O cevaben: ''Salih
biri öldü, içimize onu defnettiler. Kırk komşusu için şefaatta bulundu. Bende
onların içinde biriyim,'' dedi.
16- îbn-i Sa'd,'Muaviye
bin Salih'den rivayet ettiğine göre şöyle demiş; Ömer bin Abdulaziz (r.a.)
sekerata girince akrabasına şöyle vasiyet etmiş: ''Kabrimi fazla derin
kazmayın. Yerin en hayırlısı üstüdür ve en şerlisi de dibidir.''
17- İbn-i Asakir çok
yollarla Amr bin Muhacir'den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: Ömer bin
Abdülaziz'in kardeşi Sehl öldü. Ömer bana, kabrini fazla derin inmeyin, diye
emretti. Kametin veya omuzlarına kadar derinleştir, fazla derin kazmayın, yerin
alası (üst'e yakını), esfelinden (aşağısından) daha tahirdir.
18- Hakim-i Tirmizi,
İbni Ömer {r.a.)'dan rivayet ettiğine göre; Nebi (s.a.v.) buyurdu ki: ''Mümin
Ölünce kabri onun için süslenir. Her yer ''keşke bende defin edilseydi'' der.
Kafir ölünce kabri onun için karanlığa bürünür, her yer onda defnedilmesin diye
Allaha sığınır.''
19- İbn-i Neccar
''Bağdat'' tarihinde, Muhammed bin Abdullah el-Esedi'den rivayet ettiğine göre
şöyle demiş: Abdussamed bin Ali'nin akrabasından bir cenazeye hazır bulundum. O
milleti aceleye teşvik ederdi. Akşam olmadan bizi götürün, dedi. Ona bunda bir
şey var mı? denilince, O: Evet, dedem Abdullah bin Abbas'dan o da Resulullah
(s.a.v.)'den rivayet edilip bana ulaştı ki: Gündüzün melekleri, gecenin
meleklerinden daha şefkatlidirler.''
FAYDALI BİR MESELE
îbn-i Asakir, Vehb bin
Hulani'den rivayet ettiğine göre O şöyle demiştir: Biz Amr bin As ile Mikdam
dağının eteğinde beraber yürürken, yanımızda Mukavkis de vardı. Amr, Mukavkıs'a
dedi ki: Niye sizin bu dağınız Şam dağları gibi sarptır. Nebat ve ağaç onda
bulunmaz?
Mukavkıs; Bilmem, dedi.
Amma Cenab-ı Hak bu Nil nehri ile halkı o dağ'dan müstağni kılmış. Fakat biz bu
dağın altında ağaç ve nebattan daha hayırlı bir şey görüyoruz. Amr, ''Nedir
o?'' deyince, O: Kıyamet gününde hesapsız haşır olacak bir cemaat dağın altmda
defnedilecekler. Bunun üzerine Amr ''Ya Rabbi beni onlardan eyle'' dedi.
BİR SONRAKİ KONU İLE
DEVAM İÇİN AŞAĞIDAKİ İSİM’E TIKLA
DEFİN VE TELKİNDE
SÖYLENECEK SÖZLER