MÜSNED-İ HANBEL |
ZEKAT |
DEVAM: 21- Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'ln Ailesinin, Ev Halkının ve Kölelerinin Zekat
Alması Helal Değildir, - Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
Fakire Verilen Bir Sadaka Olsa Bile Hediyeyi Yemesi
7 - Abdulmuttalib b.
Rabia
9336 (1) Abdulmuttalib b. Rabia b. el-Haris'in bildirdiğine göre
kendisi ve Fadl, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e giderek kendilerini
evlendirmesini ve zekat memuru olarak görevlendirmesini böylece zekat
mallarından faydalamnayı istediler. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
''Toplanan bu zekatlar insanların kirleridir. Muhammed'e ve ailesine helal
değildir'' buyurdu. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Mahmiyyetu'z-Zübeydi'ye: "Fadl'ı evlendir" buyurdu. Nevfel b.
el-Haris b. Abdilmuttalib'e de: "Abdulmuttalib b. Rabia'yı evlendir"
buyurdu. Mahnıiye b. Cez ez'Zübeydi'ye -ki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) onu ganimetin beşte birinin tahsiliyle görevlendirmişti- onlara
ganimetin beşte birinden bir şeyler vermesini emretti. Abdullah b. el-Haris
verilmesi emredilen miktarı belirtmemiştir. Bu hadisin başında, Hz. Ali onlarla
karşılaşınca: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sizi
görevlendirmez" demişti. Onlar: "Sen kıskandığın için böyle
diyorsun" deyince, Hz. Ali: "Ben Hasan'ın babasıyım (kavmi
içerisinde) tecrübeli bir kin1seyim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in size ne cevap vereceğini görmeden buradan ayrılmayacağım"
karşılığını vermişti. Onlar bu konuda Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ile konuşunca, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) susup cevap vermedi. Bunun
üzerine Zeyneb elbisesini sallayarak, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in bizim işimizle meşgul olduğunu işaret etti.
[Sahih]
Diğer tahric: Müslim,
zekat 2/754 (1072), Taberani, M. el-Kebir (5/49) ve Beğavi, Şerhu's-Sünne
(6/101) rivayet ettiler.
9337 (2)- Abdulmuttalib
b. Rabia b. el-Haris b. Abdilmuttalib bildiriyor: Rabia b. el-H aris ve Abbas
b. Abdilmuttalib bir araya gelip: "Vallahi, şu iki genci -Beni ve Fadl b.
Abbas'ı kastediyorlar- Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e göndersek ve
bunları zekat toplamakta görevlendirse, diğerlerinin verdiğini onlar da verse,
diğerlerinin faydalandığı şeylerden bunlar da faydalansa" dediler. Onlar
böyle konuşurken Ali b. Ebi Talib gelip: "Ne istiyorsunuz?" diye
sordu. İstedikleri şeyi ona söylediklerinde ise Hz. Ali: "Yapmayın.
Vallahi Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) istediğinizi yapmaz" dedi.
Onlar: "Neden böyle yapıyorsun? Sen bunu bizi kıskandığın için yapıyorsun.
Sen Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber oldun ve damadı olma
şerefine nail oldun. Biz seni kıskanmadık" dediler. Bunun üzerine Hz. Ali:
"Ben Hasan'ın babasıyım. Onları gönderin" deyip uzandı. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) öğle namazını kılınca biz ondan önce odasının
yanına gidip durduk ve Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanımızdan girene
kadar orada bekledik. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) elimizden tutup:
''Sakladığınızı çıkarın'' dedi ve girdi, biz de onunla girdik. Nebi (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) o sırada Zeyneb binti Cahş'ın evindeydi. Onunla konuşup:
"Ey Allah'ın Resulü! Bizi zekat toplamakla görevlendir. Böylece insanların
faydalandıkları şeylerden biz de faydalanırız. İnsanların sana ödedikleri şeyleri
de öderiz" dedik. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sustu ve başını evin
tavanına doğru çevirdi. Biz onunla konuşmak isterken Zeyneb bize örtüsünün
arkasından işaret ederek konuşmamamızı istedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) bize dönüp: ''Bilin ki; sadaka, MuhammedIe ve ailesine helal değildir.
Bu sadakalar (zekatlar) insanların kiridir. Bana -ganimetIerin beşte birini
tahsille görevli- Nlahmiyye b.
Cezli ve Ebu Süfyan b. el-Haris'i çağırın'' buyurdu. Onlar gelince de
Mahmiyye'ye: ''Onlara ganimetin beşte birinden mehir masrafı ver'' buyurdu.
[Sahih]
Diğer tahric: Müslim
(2448), Ebu Davud (2985) ve Nesai rivayet ettiler.
9338 (3)- Bu hadis başka
bir kanalla "Abbas b. Abdilmuttalib ve Rabia b. el-Haris Mescid'de bir
araya geldiler ve ... " şeklinde nakledilmiştir.
[Sahih]