BEDEL
İBDAL-İ ALİ -
İBDAL-İ NAZİL
MUVAFAKAT-İ MUKAYYEDE
İBDAL :
Sözlükte değiştirmek,
bir nesnenin yerine diğerini getirmek manasına gelir.
Hadis Usulü ıstılahı olarak
İbdal, uluvvu nisbinin kısımlarından biridir şöyle tarif edilir: Bir Ravi,
el-Kutub-i sitte de veya başka Hadis Kitablarının birinde bulunan Hadislerden
birini o Kitab'ın tarikinden başka bir tarik ile musannifin Şeyhinde musannıfla
buluşmak üzere daha az sayıda Ravi ile rivayet ederse buna muvaffakat adı
verilir. Şayet söz konusu muvaffakat Kitab sahibinin Şeyhinin
Şeyhinden daha az Ravi
ile hasıl olursa isnadın bu şekilde meydana gelen uluvuna İbdal denir. İsnad'ın
musannıf da nisbetle Ali oluşunun bu kısmına İbdal denilmesi, Hadis'i rivayet
edilen Kitab sahibinin Şeyhinin Şeyhinden rivayet eden Ravi o Kitab sahibinin
Şeyhinden bedel olduğu içindir. Bu sebeple İbdal'e, Şeyh'in Şeyh'ine nisbetle
muvaffakat söz konusu olduğundan Şeyhu'ş-Şeyh'de muvaffakat da denir.
Muvaffakat'ı mukayyed'e diyenler de vardır.
Şu Hadis İbdal'e
örnektir: Tirmizi, Ali b. Hucr - Halef b. Halife - Humeyd el-A'rac - Abdullah
ibnu'l-Haris - İbn Mes'ud isnadıyla Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle
buyurduklarını rivayet eder:
''Rabbi kendisiyle
konuştuğu gün Hz. Musa'nın üzerinde yün setre, yün cübbe, yün külah, yün şalvar
vardı. Ayakkabıları ise ölü eşek derisinden yapılmıştı.'' (Tirmizi, 4/223).
Aynı Hadis'i el-İraki,
İbn Arefe cüzünden bir başka tarikle ve iki Ravi eksiği ile Tirmizi'nin
Şeyh'inin Şeyh'i olan Halef b. Halife'den rivayet etmiştir. Bu durumda
el-İraki, kendi isnadında önce halefe nisbetle uluvv temin etmiş; ayrıca
Tirmizi'nin Şeyh'inin Şeyh'i olan Halef de daha az Ravi ile muvaffakat
sağlamıştır. Sonuç olarak da kendi tarikinden rivayetinde Halef'den rivayet'te
bulunan Ravisi, Tirmizi'nin Şeyh'i olan Ali b. Hucr'e bedel vaki olmuştur.
İbnu's-Sallah ve o'na
tabi olarak en-Nevevi, el-İraki ve es-Suyuti'ye göre İbdal'in tarifinde uluvv
yani daha az Ravi ile rivayet söz konusudur. Nitekim İbnu's-Sallah, ''İsnadda
uluvv olmazsa bunlara muvaffakat veya bedel denmez. Gerçi isnad Ali olmasada
muvaffakat ve ibdal hasıl olur. Ancak o takdirde bunlara iltifat
edilmeyeceğinden bu isimler verilmez'' Diyorsa da (ulum,233). Bütün
Muhaddislerin bu ıstılah ta birleştikleri bazı karinelerden anlaşılmaktadır.
Nitekim ez-Zehebi ile diğer bazı Hadis usulü Alimleri isnadda uluvv olmaksızın
da muvaffakat ve bedel tabirlerini kullanmışlardır. (tecrid mukaddimesi,195).
Uluvv söz konusu olmayan
bedel'e İbdal-i nazil diyenler olmuştur.