ARAZİ, AĞAÇ, ÜRÜN, EV V.S. |
1. ARAZİ, ALAN, ARSA
SATIMI
Kişi "bu
araziyi" veya "alanı" yahut "arsayı" sana sattım dese ve
orada bina ve ağaçlar bulunsa, mezhepte kabul edilen görüşe göre o mekanda
bulunan şeyler satım akdinin kapsamına girer, rehin akdi-, nin kapsamına
girmez.
Satım akdinde
[zikredilenin dışında] başka şeyi de kapsayan lafızlar yedi tanedir.
A R A Z İ S A T I M I
1. ARAZİ SATIMINDA ARAZİDEKİ AĞAÇ VE
BİNALARIN SATIM AKDİNE GİRMESİ
2. ARAZİ SATIMINDA AĞAÇ GİBİ
DEĞERLENDİRİLEN VE DEĞERLENDİRİLMEYEN BİTKİLER
3. EKİLİ ARAZİ SATIMI
4. ARAZİYİ TOHUMU VEYA EKİNİYLE
BİRLİKTE SATMAK
5. ARAZİ SATIMINDA ARAZİDEKİ TAŞLARIN
AKDE GİRMESİ
1. ARAZİ SATIMINDA
ARAZİDEKİ AĞAÇ VE BİNALARIN SATIM AKDİNE GİRMESİ
Bunların birincisi arazi
vb. şeylerdir,
Kişi "sana bu
araziyi", "bu arsayı", "bu alanı", "bu
bölgeyi" sattım dese, o mekanda bina ve ağaçlar bulunsa;
[a] - Şayet "içinde
bulunan ağaçlar ve binalar dahil olmak üzere" satmış veya kiraya vermişse
bunlar akde kesin olarak dahil olurlar.
Yine kişi "sana bu
araziyi içinde bulunanlar / üzerinde bulunanlar / onunla birlikte bulunanlar
ile birlikte sattım" veya "haklarıyla birlikte sattım / rehin
verdim" dese arazide bulunan şeyler akde dahil olur.
"Haklarıyla
birlikte" dediğinde arazinin içinde bulunanların satım akdine
girmeyeceğine dair mezhep içinde bir görüş de bulunmaktadır. Bu, rehin akdi
için de söz konusudur. Bu görüşün delili şudur: arazinin hakları oradan gelip
geçme, su akıtma vb. şeylerdir.
[b] - Kişi arazide
bulunan şeyleri istisna ederek örneğin "sana bu araziyi içinde bulunanlar
hariç sattım" veya "rehin verdim" dese arazide bulunanlar akdin kapsamına
kesin olarak girmez.
[c] - Kişi satım ve
rehin akdinde herhangi bir kayıt koymaksızın araziyi satsa [arazide bulunanlar
akdin kapsamına girer mi? Bu konuda farklı rivayetler bulunmaktadır:]
[Birinci rivayet]
Mezhepte esas kabul
edilen görüşe göre binalar ve yaş ağaçlar satım akdinin kapsamına girer, rehin
akdinin kapsamına girmez. Çünkü satım akdi güçlü bir akittir. Nitekim mülkiyeti
nakletmesi de bunu göstermektedir. Bu yüzden arazide bulunan şeyleri de kendine
tabi kılmıştır. Rehin ise böyle değildir.
Satım ve rehin
konusundaki bu görüş İmam Şafii (r.a.)'nin kendi ifadesidir.
[ikinci rivayet]
Arazideki şeyler her iki
akdin kapsamına da kesin olarak girmez. Çünkü "arazi" isminin
kapsamında bunlar bulunmamaktadır.
İmam Şafii (r.a.)'nin
"satım" konusunda söyledikleri "haklarıyla birlikte sattım
denilmişse o zaman akde girer" şeklinde yorumlanır.
[Üçüncü rivayet]
Satım ve rehin konusunda
İmam Şafii (r.a.)'nin kendi ifadesi ve tahriç yoluyla onun ifadesinden
çıkarılan görüş olmak üzere iki görüş bulunmaktadır.
Bunların birine göre bu
sayılanlar akdin kapsamına girmez.
Diğerine göre akdin
kapsamına girer; çünkü arazideki bu şeyler sürekli orada kalıcı olduğundan arazinin
parçalarına benzemektedirler. Bu sebepledir ki arazi şuf' a yoluyla alınırken
bunlar şuf' aya dahil olmaktadır.
İlk görüşe göre
mülkiyeti nakleden; hibe, vakıf, sadaka, vasiyet gibi tasarruflar da satım akdi
gibidir. Mülkiyeti nakletmeyen; ariyet, ikrar gibi tasarruflar da rehin akdi
gibidir.
Arazideki kuru ağaca
gelince; İbnü'r-Rif'a ve Subkl'nin fıkhı bir çıkarım olarak ortaya koydukları
görüşe göre bunlar akde dahil olmazlar. Bu çıkarım, daha sonra gelecek olan şu
görüşe kıyas bakımından uygundur: "Ağaç satımında ağacın kurumuş dalı ağaç
kapsamında yer almaz."
[Soru] Ev satımında evde bulunan "direk"
vb. şeyler satım kapsamına girmektedir, burada niçin arazideki şeyler satıma
girmemektedir?
[Cevap] Evin direği evden yararlanması için oraya
sabitlenmiştir, bu sebeple evin bir parçası gibi olmuştur. Kurumuş ağaç ise
bundan farklıdır. Bu sebeple bu kurumuş ağacın üzerine üzüm çardağı yapılsa
veya kurumuş ağaç duvar vb. bir şeyin dayanağı yapılsa, ev satımındaki direk
gibi olur ve satım akdi kapsamına girer.
Beğavı muz ağacını satım
akdi kapsamına giren şeylerden kabul etmiştir. Maverdı buna muhalefet etmiş
olmakla birlikte Subkl'nin de dediği gibi itimad edilecek olan görüş budur.
Arazi satımında atık
suyu geçirme yolu veya temiz su taşıma kanalı, sahipli olan akarsu
"araziyi haklanyla sattım" vb. bir ifadeyle açıkça şart koşulmadıkça
akit kapsamına girmez.
Bu, Subkl'nin
belirttiğine göre araziden çıkan su hakkında geçerlidir. Arazinin içinde
bulunan [ve başka yere çıkmayan] suyun akde girmesi konusunda ise bir şüphe
yoktur.
Kişinin ekin ekmek veya
ağaç dikmek için bir arazi kiralaması bundan farklıdır; bu durumda su mutlak
olarak akdin kapsamına dahil olur; çünkü bu olmadan araziden yararlanılamaz.
Not: Nevevi'nin "mezhepte esas olan
görüş" ifadesine Arapça açısından itiraz edilmiştir; çünkü bu ifadenin
öncesinde şart veya ifadeyi bağlamayı gerektiren bir ifade geçmemiştir.
Bu sebeple ben
Nevevi'nin sözünü açıklarken "iza" ifadesini ekledim. Nevevi aynı
şeyi "yaralamalar" konusu ve başka konularda da yapmıştır.
2. ARAZİ SATIMINDA
AĞAÇ GİBİ DEĞERLENDİRİLEN VE DEĞERLENDİRİLMEYEN BİTKİLER
Yonca ve Hindiba gibi
arazide iki yıl kalan bakliyat da ağaç gibidir.
Buğday, arpa ve diğer
zirai ürünler gibi araziden bir defada alınan [ve arazide kalmayan] bitkiler
[arazi satımında] satım akdinin kapsamına girmez.
[a] - Arazide iki yıl
veya daha fazla süreyle kalan; yonca, hindiba, kadab, şeker kamışı, pırasa,
kereviz, nane gibi bakliyat kökleri veya ürünü tekrar tekrar toplanan nergis,
menekşe, hicaz pamuğu, karpuz, salatalık gibi bitkiler de hüküm bakımından ağaç
gibidir. Çünkü bu sayılanlar arazide sabit ve devamlı kalan bitkilerdir, bu
yüzden -yukarıda geçen ihtilaflar geçerli olmak üzere- satım akdine dahil
olduğu halde arazinin rehnedilmesi halinde bunlar rehin kapsamına girmez.
[b] - Arazinin üstünde
görülen ürünler ve tekrar tekrar kesilerek / koparılarak alınan ürünlerden
satım akdi esnasında arazide mevcut olanlar satıcıya aittir. Arazinin içinde
[altında] bulunan ürünler ise bundan farklı olarak müşterinindir; çünkü bunlar
ağacın bir parçası gibidir. Yine henüz ortaya çıkmamış olan koparılan bitkiler
de arazinin satımında akde girer.
Koparılan ürünün satım akdine
girmediği görüşü esas alındığında bu durumda, koparma zamanı gelmemiş se bile
satıcının bunları toplaması gerekir. Aksi takdirde bu ürünler çoğalmış olur ve
böylece satılan mal başka şeyle birbirine karışmış olur. Karışması çokça
görülmeyen ürünlerin durumu farklı olup bu ürünlerde yukarıdaki şart koşulmaz.
Bunun dışındakiler ise birazdan gelecek ifadelerden anlaşılacağı üzere
koparılan ürünler gibidir.
Nevevi'nin zikrettiği
"koparmayı şart koşma görüşü" tıpkı Beğavı ve diğer başka alimlerde
olduğu gibi Rafii ve Nevevi tarafından da tek görüş olarak kabul edilmiştir.
Pekçok alimin
"şarta itibar etmeksizin ürünlerin toplanmasının gerekli olduğu"
şeklindeki görüşleri de bu şekilde yorumlanır. EtTetimme adlı eserde
"şeker kamışı hariç olup yararlanılabilecek kadar olmadıkça satıcı bunları
koparmakla yükümlü tutulmaz" denilmiştir.
Söğüt ağacı da bu hüküm
bakımından şeker kamışı gibidir.
[Soru] [et-Tetimme adlı eserde istisna edilen şeye
şöyle itiraz edilebilir:]
Bir bütünden istisna.
edilen şeyin o bütün ile aynı olması uygun olandır. Bu durumda ya bütününden
yararlanma dikkate alınmalı yahut da dikkate alınmamalıdır.
[Cevap] Bir gerekçeden dolayı o anda "kesmenin
gerekli olmasının gecikmesi" uzak bir ihtimal değildir. Hatta bunun
bütünüyle daha sonra meydana gelmesi de alışık olunan bir durumdur. Bu da
meyveyi ağaç sahibine satma durumunda söz konusu olur.
[c] - el-Muharrer,
er-Ravda ve Şerhu'l-kebir'de belirtildiği ne göre arazinin herhangi bir kayıt
zikredilmeksizin satımında,
Yahut Kamulı ve
başkalarının belirttiği üzere arazinin "haklarıyla birlikte"
satımında,
Sökmek veya kesmek
suretiyle araziden bir defada alınan buğday, arpa ve diğer zirai ürünler
-örneğin turp, havuç, horasan pamuğu, sarımsak, soğan gibi ürünler- arazi
satımında akit kapsamına girmez; çünkü bunlar arazide sürekli kalan ürünler
değildir; bu yönüyle de ev satımındaki taşınır mallara benzemiştir.
Not: Rafiı ve Nevevi pazıyı da araziden bir defa
alınan ürünler arasında kabul etmişlerdir. Bir grup alim ise bunun birkaç defa
ürün veren bir bitki olduğunu söyleyerek itiraz etmişlerdir. Ezrai ise bu
itiraza şöyle cevap vermiştir: "Pazı iki türlüdür: Bir türü araziden bir
defa çıkar -ki Rafii ile Nevevi'nin kastettiği budurdiğer türü ise birkaç defa
toplanır. Mısır ile Şam bölgesinin genelinde bilinen pazı türü budur."
3. EKİLİ ARAZİ SATIMI
Mezhepte esas kabul
edilen görüşe göre ekili arazi satım! sahihtir. Müşteri durumu rakit esnasında]
bilmiyorsa [öğrendikten sonra akdi bozma konusunda] muhayyerlik hakkına sahiptir.
Arazinin müşteri için
tahliyesi gerçekleştikten sonra daha doğru görüşe göre ekili olması arazinin
müşterinin zilyedliğine ve tazmin yükümlülüğüne girmesine engel değildir.
Arazideki tohum da ekin
gibidir. Daha doğru görüşe göre ekinin kalması süresince müşteriye aittir.
1. Ekili arazinin
satılması [konusunda mezhebin görüşünün ne olduğuna dair iki rivayet vardır:]
[Birinci rivayet]
Mezhepte esas olan
görüşe göre sahihtir. Şarih Celaleddin el-Mahalli "bu, akdin kapsamına
girmeyen ekindir" demiştir. Bu satım, içi eşyayla dolu bir evin
satılmasına benzer.
[İkinci rivayet]
Bu meselede "kiraya
verilen bir evi, kiracı dışında birine satma" meselesinde var olan iki
farklı görüşe dayalı olarak tahrıc yoluyla çıkarılmış iki görüş bulunmaktadır.
Bu görüşlerin birine göre satım akdi batıldır.
İlk rivayeti kabul
edenler arada şu farkın bulunduğunu söylemişlerdir: "Kiracının ev
üzerindeki zilyedliği satım akdinin sahih olmasını engeller. Arazide bulunup
akde dahil olan ekin ise -herhangi bir görüş ayrılığı söz konusu olmaksızın-
akdin sıhhatini engellemez.
İşte Şarih Celaleddin
el-Mahalli bu görüş ayrılığı ve Nevevi'nin "şayet müşteri bunu bilmiyorsa
muhayyerdir" ifadesi sebebiyle yukarıdaki ifadeyi takyıd etmiştir.
2. Müşteri satın aldığı
arazide akde dahil olmayan bir ekimin yapıldığını bilmiyorsa yani mesela
araziyi ekim yapılmadan önce görmüşse muhayyerdir. Ezrai "ekin araziyi
örtmemişse, yani ekinin arasından araziyi görmüşse" demiştir.
[Zayıf] bir görüşe göre
kişi araziyi ekinin arasından görmüşse . muhayyerlik hakkı yoktur.
Bu görüşe şu şekilde
cevap verilmiştir: Müşteri bu ekinin satın alma vaktine kadar arazide
kalacağını bilmemektedir. Aksi takdirde müşterinin ekini gördüğü halde daha
sonra araziyi satın alırken muhayyer olması nasıl düşünülebilir?
Şayet satıcı arazideki
ekini müşteriye bırakmışsa -ki müşterinin ekine sahip olması ancak [satıcının]
temlikiyle olur- yahut da satıcının araziyi boşaltması kısa süreli olacaksa bu
durumda müşterinin muhayyerlik hakkı düşer. Durumu bilen müşterinin ise
muhayyerlik hakkı yoktur; çünkü kusurlu davranan kendisidir. Ancak ekinin
hasadının normal vaktinden daha sonraya kalmasını gerektirecek bir durum
meydana gelirse o takdirde bu müşteri de muhayyer olur.
3. Yukarıda bahsedildiği
şekilde ekili bir arazi satıldığında şayet satıcı araziyi müşteri için tahliye
etmişse, arazinin ekili olması müşterinin zilyedliğine ve tazmin yükümlülüğüne
geçmesine engel [teşkil eder mi? Bu konuda mezhep içinde iki görüş
bulunmaktadır:]
[Birinci görüş]
Daha doğru görüşe göre
satılan malın kendisinin teslimi yapıldığından bu durum bir engel teşkil etmez.
[İkinci görüş]
Ev satımında evin eşya
ile dolu olması nasıl ki evin müşterinin zilyedliğine geçmesine engelse burada
da arazideki ekin engel teşkil eder.
Birinci görüşte olanlar
[ev ile arazi arasında] şu farkın bulunduğunu belirtmişlerdir:
Arazinin aksine
genellikle evdeki eşyanın derhal boşaltılması mümkündür.
4. Tohum da [yukarıda
zikredilen hükümleri bakımından] ekin gibidir.
Tohum, bitkisi arazide
sabit kalmayan, araziden bir defa alınan şeydir. Bu tohum arazi satımında satım
akdinin kapsamına girmez, hasad vaktine kadar kalır.
Araziden sökülerek
çıkarılan şeylerde sökme işlemi de buna benzer.
Müşteri durumu
bilmiyorsa ve bu durumdan zarar görüyorsa muhayyerlik hakkına sahip olur.
Arazinin bu ürünle doluyken müşteri tarafından teslim alınması sahihtir.
Tohumun arazide durduğu süre için müşteri ücret alamaz. Satıcı tohumu müşteriye
bırakırsa müşteri için muhayyerlik hakkı sabit olmaz, bu durumda müşterinin
kabulü gerekir.
Müşteri "araziyi bu
haliyle alırım ve boşaltınm" dese, araziyi boşaltmak kısa sürede mümkün
olsa ve bunun araziye bir zararı olmasa, müşterinin muhayyerlik hakkı ortadan
kalkar.
Hurma ağacının tohumu,
pırasa tohumu gibi arazide kalıcı olan tohumların arazi satımına girip girmeme
konusunda hükmü ağaç gibidir.
5. [Ekili arazi
satımında ekinin biçilmesi anına kadar geçecek süre için araziyi satın alan
kişi satıcıdan kira alabilir mi? Bu konuda mezhep içinde iki görüş
bulunmaktadır:]
[Birinci görüş)
Daha doğru olan görüşe
göre -er-Ravda'da "alimlerin çoğunluğunun tek görüş olarak belirttiğine
göre denilmiştir- ekinin arazide kalması süresince müşteri satıcıdan kira
alamaz.
Şarih Celaleddin el-Mahalli
şöyle demiştir:
Bu ekin, müşterinin akit
esnasında bilmediği ve durumu öğrendikten sonra akdin devam etmesini onayladığı
ekindir. Bu, malın kusurlu olduğunu öğrendikten sonra satımı onaylayan
müşterinin kusurdan dolayı satıcıdan tazminat alamamasına benzer.
Ayrıca müşteri akdi
onaylamakla, ekinin arazide kalacağı süre boyunca araziden elde edilecek
yararın telef olmasına razı olmuştur; bu müşterinin içi eşya dolu bir evin
satılmasıDI onaylamasına benzer ki bu durumda ev boşaltılıncaya kadar geçecek
süre için müşteri kira alamaz.
[İkinci görüş]
Bu durumda müşteri
satıcıdan ücretlkira alabilir. El-Basit'te şöyle denilmiştir: "Çünkü
menfaatler akit konusu şeyden ayrılmaktadır." Yani menfaatler maldaki
kusur gibi değildir.
Şayet müşteri durumu
bilerek araziyi satın almışsa o takdirde kesinlikle ücret isteyemez.
Şarih Celaleddin
el-Mahalli'nin koyduğu kayıt da bu görüş ayrılığı sebebiyledir.
4. ARAZİYİ TOHUMU VEYA
EKİNİYLE BİRLİKTE SATMAK
Kişi bir araziyi tek
başına satılamayan tohumla veya ürünle birlikte satsa tümünün satımı batılolur.
[Zayıf] bir görüşe göre İmam Şafii (r.a.)'ye ait [bu durumda arazi satımının
sahih olduğunu ve olmadığını söyleyen] iki görüş bulunmaktadır.
Kişi bir araziyi,
araziden ayrı olarak satılamayan, yani tek başına satımı sahih olmayan tohum
veya ekin ile birlikte satsa [bu akdin hükmü nedir? Bu konuda iki farklı
rivayet bulunmaktadır:]
[Birinci rivayet]
Bu durumda akitte
alım-satımı amaçlanan iki şeyden birinin bilinmemesi ve akdin bu iki şeye
dağıtımının imkansız olması sebebiyle tümünün satımı batıl olur. Bu konuda tek
görüş bulunmaktadır.
Araziden ayrı olarak
satılamayan ürüne örnek olarak gözle görülür hale gelmemiş olan buğdayı -yani
başağında olan buğdayı- yahut da arazinin toprağı tarafından örtülü olan turp
gibi ürünleri zikredebiliriz.
Araziden ayrı olarak
satılamayan tohuma örnek olarak da gözle görülmeyen veya gözle görüldükten
sonra değişime uğrayan yahut da çoğunlukla görüldüğü üzere araziden sökülüp
alınması mümkün olmayan tohumu gösterebiliriz.
Şayet tohum ve ürün,
arazi satımında mutlak olarak akdin kapsamına giriyorsa, yani arazide devamlı
kalan ürünlerden ise o takdirde satım akdi satılan şeylerin tümü üzerinde
geçerli olur. Bu durumda her ne kadar alimler bu meseleyi tohum üzerinde farz
etmişlerse de Mütevelli ve başkalarının belirttiğine göre müşteri tohum ve
ürünü tekid için zikretmiş gibi kabul edilir.
Şu sorulabilir:
"Kişinin satım akdi öncesinde ekili şeyi görmemiş olması" meselesiyle
"kişinin hamile cariyeyi karnındaki yavruyla birlikte satması"
birbiriyle çelişmektedir.
Buna şöyle cevap
verilir: "Bizim meselemizin aksine hamileliğin varlığı kesin değildir. Bu
yüzden hamilelikle ilgili meselede göz yumulmayan şeye burada göz
yumulmuştur."
[İkinci rivayet]
[Zayıf] bir rivayete
göre arazi satımı konusunda İmam Şafii (r.a.)'ye ait iki görüş vardır:
Birincisi yukarıda geçtiği gibidir. İkinci görüşe göre ise satım bedelinin
bütünü karşılığında arazi satımı sahih olarak gerçekleşmiş olur.
Not: el-Muharrer'de "tohum" sözcüğü,
ekin / sözcüğünün SIfatından sonra zikredildiği halde el-Minhac'da daha önce
zikredilmiştir. Bunun sebebiyle ilgili olarak şöyle denilmiştir: "Bu
sıfatın ekine de dönmesi içindir." Bu durumda akit öncesinde görülen ve
değişikliğe uğramayan ve almaya güç yetirilebilen tohum ve ekinler hükmün
dışında kalıp bunların tek başına satımı sahihtir.
Nevevi ed-Dekaik'te buna
dikkat çekmemiştir. Hafifnin eş-Şerhu'l-keblr'de yaptığı üzere
Nevevi er-Ravda'da tohum
sözcüğünü herhangi bir kayıt koymadan zikretmiştir.
Nevevi "ikisi tek
başına satılmaz" dememiştir; çünkü dilde bilinen uygulama "veya"
sözcüğüyle atfedilen şeylerden sonra zamirin tekil kullanılmasıdır.
Tek başına satılabilen
tohum gök arpa gibi başaklı olmayan veya başağı bulunmakla birlikte pirinç ve
normal arpada olduğu gibi ürünün görülebildiği tohumdur.
5. ARAZİ SATIMINDA
ARAZİDEKİ TAŞLARIN AKDE GİRMESİ
Arazi satımında o arazide
yaratılmış olan taş da satım akdine dahil olur, ancak araziye [sonradan]
gömülmüş olan taş satıma dahil değildir. Müşteri durumu bilirse [akdi bozma
konusunda] muhayyerlik hakkına sahip olmaz. Satıcının taşı araziden nakletmesi
gerekir.
Aynı şekilde müşteri
durumu bilmemekle birlikte taşın araziden sökülüp alınması araziye zarar
vermiyorsa müşteri muhayyerlik hakkına sahip olmaz. Şayet taşın sökülmesi
araziye zarar verirse müşterinin muhayyerliği vardır. Müşteri akdi onaylarsa
satıcının taşı oradan nakletmesi ve araziyi düzlemesi gerekir.
Taşın nakledilmesi
süresince satıcının araziyi alan müşteriye kira ödemesinin gerekip gerekmediği
konusunda farklı görüşler vardır. Bunların en sahihine göre satıcı taşı
müşterinin araziyi teslim almasından sonra naklederse müşteriye ücret ödemesi
gerekir, bunun öncesinde ücret ödemesi gerekmez.
1. Arazi satımında o
arazide yaratılmış olan veya orada sabitle nmiş olan taş da satım akdine dahil
olur; çünkü bu taş da arazinin bir parçasıdır. Şayet taş ekine veya ağaca zarar
veriyorsa, arazi ekin ekmek veya ağaç dikmek için alınmışsa bu durum bir kusur
olarak kabul edilir. Bu sebeple bu durumda müşteri lehine muhayyerlik hakkı
doğar.
2. Müşteri durumu biliyorsa
-taşın sökülmesinin araziye zararı olsa bile- onun lehine muhayyerlik hakkı
doğmaz. Ancak müşteri taşın sökülmesinin araziye vereceği zararı bilmiyorsa ve
taş da sökme yoluyla araziden kaldırılamıyorsa veya araziden taşın sökülmesi,
"benzeri bir durumda ücret ödenecek kadar bir süre" araziden
yararlanmayı engelliyorsa bu durumda Mütevelli'nin de belirttiği üzere müşteri
muhayyerlik hakkına sahip olur.
3. Satımla birlikte
arazi müşterinin mülkiyetine geçtiğinden arazideki taşı satıcının sökmesi ve
oradan taşıması gerekir. Ekin ise bundan farklıdır; çünkü ekin için biçilme
anına kadar beklenilecek bir süre bulunmaktadır.
Bu durum müşteriye zarar
verse de satıcı araziyi boşaltma hakkına sahiptir. Bu durumda taşı sökme
sebebiyle arazide oluşan çukuru satıcının düzlemesi gerekir.
El-Matlab adlı eserde
şöyle denilmiştir: Bu düzleme şöyle yapılır: Satıcı taşı sökmek için taşın
üzerinden kaldırdığı toprağı taşı aldıktan sonra tekrar yerine koyar. Bunun
sonucunda arazi düz hale gelmese bile bu yeterli olur. Çünkü satıcının araziye
dışarıdan getireceği toprakla veya arazinin başka yerinden getireceği toprakla
araziyi düzlemesi gerektiğini söylemek uzak bir görüştür. Çünkü birinci durumda
satım akdi kapsamında yer almayan bir şeyi satılan mala eklemeyi gerekli kılmak
vardır. İkinci durumda ise satılan malı değiştirme söz konusudur. Bu işlem uzun
sürse bile bu süre boyunca müşteri satıcıdan arazinin kira bedelini isteyemez.
4. Taşın araziden
sökülmesi araziye zarar veriyorsa, örneğin bu sökme sonucunda arazinin değeri
düşüyor veya taşı sökme ve yerini düzleme işi için "benzer bir durumda
kira ödenmesini gerektirecek kadar bir süre" gerekiyorsa, taşın yerinde
bırakılmasının araziye zararı olsa da olmasa da müşteri muhayyerlik hakkına
sahip olur.
Satıcının müşteriye
"ben sana bu süre için kira bedeli ve tazminat ödemeyi üstleniyorum"
demesi müşterinin muhayyerlik hakkını düşürmez; çünkü bunda müşterinin minnet
altında kalması söz konusudur.
5. Satıcı taşı arazide
bıraksa ve onun bırakılmasının müşteriye bir zararı olmasa müşterinin
muhayyerliği sona erer.
"Bunda da bir
minnet söz konusudur" denilecek olursa buna şöyle cevap verilir:
"Bundaki minnet diğerinden farklı olarak satılan mala onun bir parçası
gibi bitişik olan şeyden kaynaklanmıştır". Bu bırakma satıcının taştan yüz
çevirmesidir, yoksa onu müşteriye temlik etmesi değildir. Satıcı bu kararından
vazgeçebilir. Vazgeçmesi durumunda müşterinin de muhayyerlik hakkı geri gelir.
Satıcı taşı müşteriye
hibe etmiş ve hibe şartları da bir arada bulunuyorsa bu durumda mülkiyet
gerçekleşmiş olur, satıcının bu hibeden vazgeçme hakkı yoktur. Hibenin
şartlarından biri yoksa bu işlem tıpkı taşı terk etme durumunda olduğu gibi
taştan yüz çevirme anlamına gelir; çünkü özelolan bir şey geçersiz olduğunda
genel olan şey baki kalmaya devam eder.
6. Müşteri muhayyerlik
hakkına sahip iken akdi onaylasa satıcının müşterinin mülkü olan araziyi
boşaltmak için taşı araziden söküp nakletmesi gerekir. Yine satıcının taşı
ister müşterinin araziyi teslim almasından önce nakletsin ister daha sonra
nakletsin -yukarıda geçtiği şekilde- araziyi düzlemesi gerekir.
7. Satıcı taşın arazide
kalmasına razı olursa bu durumda yukarı
da geçen ihtimaller
geçerlidir.
Not: Rafii ve Nevevi'nin ibarelerinden ilk anda
anlaşıldığına göre "müşteri yalnızca taşın arazide kalmasının vereceği
zararı bilmemiş olsa bu durumda müşterinin muhayyerlik hakkı olmaz."
Nesa! ve İsnevi bu
anlamı şu şekilde düzeltmişlerdir: Başka alimlerin sözlerinden anlaşıldığına
göre müşteri lehine muhayyedik sabit olur; çünkü müşteri, satıcının taşı
kendisine bırakmasını ümit edebilir.
Bu görüş şu şekilde
reddedilmiştir: Müşterinin taşın terk edilmesini ümit etmesi kendisi lehine
muhayyerlik tanınması için bir sebep teşkil etmez. Müşterinin burada
muhayyerliğinin olması, taşın sökülmesinin araziye zarar verdiği durumda
muhayyerliğinin olmasına kıyas edilemez; çünkü diğer meselede müşteri durumu
bilmemekte burada ise bilmektedir.
8. Satıcı arazideki
taşı, "benzeri için ücret ödenecek bir süre" zarfında nakledebiliyorsa
bu durumda taşı nakletme süresi için müşteriye emsal ücret ödenmesinin gerekli
olup olmadığı konusunda mezhep içinde farklı görüşler vardır:
[Birinci görüş]
En doğru görüşe göre,
satıcı, müşterinin araziyi teslim almasından sonra taşı naklediyorsa ücret
ödemesi gerekli olur. Müşterinin araziyi teslim almasından önce naklediyorsa
ücret ödemesi gerekmez; çünkü müşterinin muhayyerlik hakkı vardır.
[Bu hükmün gerekçesi
şudur:] Müşterinin araziyi teslim almasından sonra satıcının taşı söküp alması
süresince araziden müşterinin yararlanamaması satıcının verdiği bir zarar olup
bu zararın tazmini gerekir. Müşterinin araziyi teslim almasından önce ise bir
zarar verme söz konusu değildir; çünkü satıcının teslim öncesinde mala verdiği
zarar semavı bir afet hükmündedir.
[İkinci görüş]
Bu durumda mutlak olarak
ücret ödenmesi gerekir. Bu görüş, "satıcı malın teslimi öncesinde mala
verdiği zararı tazminle yükümlüdür" görüşüne dayalıdır.
[Üçüncü görüş]
Satıcının hiçbir durumda
ücret ödemesi gerekmez; çünkü müşterinin satım akdini onaylaması taşın
nakledilmesi süresince araziden yararlanamamaya razı olduğunu gösterir.
Bu konudaki görüş
ayrılığı -Rafii ve Nevevi'nin belirttiğine göre arazinin düzlenmesinden sonra
arazide bir kusurun kalmış olması halinde de geçerlidir. Subkı ise bunu uzak
bir ihtimalolarak görmüştür.
Bulkini şöyle demiştir:
Satıcı araziden elde ettiği taşları satsa, araziyi alan müşteri satıcı yerine
geçer mi yoksa müşteri satıcıya yabancı olduğundan bu durumda mutlak olarak
satıcının ücret ödemesi mi gerekir? Bu konuda öncekilerden bir nakil göremedim.
İkincisi daha doğrudur.
Bu, sonrakilerden
birinin "ücret ödenmesi gerekmez" şeklindeki görüşüne göre daha
doğrudur.
Müşteri muhayyerlik
hakkını kullanmadığı takdirde satıcının arazideki taşı boşaltma süresi uzun
sürse ve bu işlem müşterinin araziyi teslim almasından sonra yapılsa bile bu
durumda müşteriye ücret ödenmesi gerekmez.
Not:
1. Ekili arazi satımında
her ne kadar ekinin arazide durduğu süre için araziyi satın alan müşteriye kira
ödemek gerekmese de arazideki taşı boşaltıncaya kadar geçecek süre için
müşteriye ücret ödenmesi gerektiği gibi ekini sökünceye kadar geçecek süre için
de ücret ödenmesi gerekir mi?
Sonraki alimlerden biri
buna "evet" şeklinde cevap vermiş olsa da Hocam Remli'nin de dediği
üzere "bu durumda ücretin gerekli olmadığı görüşü en mantıklı görüştür;
çünkü ekinin sökülmesi, ekinin arazide kalmasına bağlıdır."
2. Müşteri arazide taş
olduğunu bilmeksizin araziye ağaç ekse, daha sonra arazide taş olduğunu
öğrense, mülkünün boş olarak kendisine verilmesi için bu taşın araziden
çıkarılmasını satıcıdan isteyebilir. Satıcı taşı sökme sonucunda ağaçların
değerinde meydana gelen azalmayı tazmin eder. Bu şekildeki azalma dikili ağaçlara
özgü kalmışsa müşterinin akdi bozma muhayyerliği yoktur; çünkü eksiklik satılan
malla ilgili değildir.
Ayrıca araziye bir
şeyekilmesi boş arazi açısından bir kusurdur ve bu kusur da müşteri elindeyken
gerçekleşmiştir.
Taşların sökülmesi
sonucunda arazinin değerinde bir azalma meydana geliyorsa, araziye bir dikme ve
bu dikili şeylerin sökülmesi ile arazide bir eksilme meydana gelmiyorsa müşteri
diktiklerini söküp akdi feshetme yetkisine sahiptir. Şayet bunun sonucunda
arazide bir eksilme meydana geliyorsa bu durum müşteri elinde iken malda
meydana gelen bir kusur olup malın geri verilmesine engel teşkil eder ve
satıcının arazideki eksilmeyi tazmin etmesini gerektirir.
Müşteri arazide taş
olduğunu bilerek araziye ağaç dikse, mülkünün kendisine boş olarak verilmesi
için taşların sökülmesini isteyebilir. Bu durumda satıcı dikili ağaçlarda
meydana gelen eksilmeyi tazmin etmez.
Taşların üzerinde iki
taraftan birine ait ekin bulunsa ekinlerin biçilme zamanına kadar taşlara
dokunulmaz; çünkü dikili ağacın aksine ekinin toplanacağı belirli bir süre
beklenmektedir, ekinin kalma süresince müşteriye ücret ödenmesi gerekmez.
Satıcı ekinin biçilmesinden sonra taşları kaldırdığında -er-Ravda'da açık
olarak ifade edildiğine göre- toprağı düzlemekle yükümlüdür.
BİR SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNK’E TIKLAYIN