EL-MUVAFAKAT  *ŞATİBİ*

 

ŞART / İKİNCİ MESELE:

 

Bu kitapta şart ıstılahından ne kasdedildiğini anlattığımız gibi, sebeb, illet ve mani'den de ne kasdettiğimizi belirtmemiz gerekecektir:

 

SEBEB: Bir hüküm için, o hükmün hikmetinin gereği olmak üzere şer'an konulan şeydir. Mesela nisabın bulunması, zekatın vücübunun sebebidir. Zeval, namazın farziyetinin sebebidir. Hırsızlık, el kesmenin gerekliliğinin sebebidir. Akidler, akde konu olan şeylerle faydalanmanın mübahlığı ve mülkiyetin intikali için sebeblerdir. Ve daha benzerleri gibi.

 

İLLET: İlletten maksat emir ya da iMha hükümlerinin taalluk ettiği hikmet ve maslahatlarla; nehiylerin taalluk ettiği mefsedetlerdir. Mesela yolculuk esnasında namazın kısaltılması, Ramazan orucunun tutuİmaması konularında meşakkat illet olmaktadır. Yolculuk ise bizzat mübahlık hükmü için konulmuş bulunan sebeb olmaktadır. Kısaca illet bizzat masIahat ya da mefsedetin kendisi olup mazinnesi (muhtemelen bulunacakları yer) değildir. Açık ve munzabıt olabileceği gibi, kapalı ve gayrı munzabıt da olabilir. Hz. Peygamber'in [s.a.v.] "Kadı öfkeli iken hükmetmez." hadisi hakkında da aynı şekilde diyoruz ki: Öfke hali sebebtir; delilleri yeterince talepte bulunmak ve değerlendirmekten zihnin gafil ve yerinde olmaması ise illettir.

 

Kaldı ki, bazen sebeb ıstılahının bizzat illetin kendisi için de kullanıldığı olmaktadır. Çünkü aralarında bir irtibat bulunmaktadır. ıstılahIarda tartışmaya gitmenin bir anlamı yoktur.

 

MANİ: Menettiği şeyin illetine münaf'i (onu ortadan kaldıran) bir illeti gerektiren sebebtir. Çünkü mani kelimesi, ancak içinde bulunan bir illetten dolayı bir hükmü gerektiren bir sebeb e nisbetle kullanılır. Mani bulunduğunda -ki mani hükmün illetine münafi başka bir illeti gerektirmektedir- hükmü gerektiren hikmet yok olmakta ve o hüküm ortadan kalkmaktadır. Ancak mani olmasının şartlarından biri, mani'in kendisine nisbet edildiği sebebin illetini ihlal edici ve neticede onun hükmünü kaldırıcı olmasıdır. Eğer böyle olmazsa, mani durumunda olduğu şeyle kendisinin durumu, iki hükmün ya da iki sebebin tearuzu kabilinden olur ve o zaman konu "Tearuz ve Tercih" bölümüyle ilgili olur. Mesela "Borç zekata manidir." dediğimiz zaman; bunun manası "Borç, borçlunun borcunu ödeyebileceği şeye muhtaçlığını gerektiren bir sebebtir" demektir. B:u ihtiyaç da elinde bulunan nisab üzerinde taayyün etmiş olmaktadır. Nisaba alacaklıların haklarının taalluk etmesi durumunda, nisabın mevcudiyetinin lıikmeti -ki zekatın vacib olmasının illeti olan zenginlik oluyor- ortadan kalkmaktadır ve dolayısıyla zekat düşmektedir. Kısasa mani olan babalık hakkında da aynı şeyi söyleriz. Çünkü babalık, haksız yere kasden öldürme fiilinin hikmetini ihlal eden bir illet içermektedir. Ve benzeri daha pek çok örnekler.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’e tıkla:

 

ÜÇÜNCÜ MESELE