İBNÜ’L-ESİR

5. CİLT

HİCRİ 210.YIL       ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

İBRAHİM b. el-MEHDİ'NİN ELE GEÇİRİLMESİ

 

Bu yıl, Rebiyülevvel (Haziran) ayında İbrahim b. el-Mehdi ele geçirildi.

İki kadınla birlikte ve kadın kıyafetinde peçeli bir vaziyette iken geceleyin zenci bir bekçi tarafından yakalandı. Bekçi onlara: "Nereden geliyorsunuz ve nereye gidiyorsunuz." diye sorunca, İbrahim kendilerine bir şey sormaması ve serbest bırakması için değeri çok büyük olan parmağındaki yakut yüzüğü verdi. Yüzüğü gören bekçi onlardan şüphelendi, sahibinin makam ve mevki sahibi bir kişi olduğu kanaatine vararak onları Sahibu'l-mesleha'ya götürdü. Sahibu'lmesleha yüzlerini açmalarını emretti, fakat İbrahim yüzünü açmamak için direndi. Sahibu'l-mesleha'nın onu kendisine doğru çekmesi üzerine İbrahim'in sakalı göründü. Bu defa Sahibu'l-mesleha O'nu Sahibu'l-cisr (Köprü muhafız kumandanı)'e götürdü. Sahibu'l-cisr, İbrahim'i tanıdı ve O'nunla Me'mun'un kapısına kadar gelerek Me'mun'a İbrahim'i getirdiğini bildirdi, Me'mun da İbrahim'in sabaha kadar muhafaza altında bulundurulmasını emretti.

 

İbrahim peçesi boynunda, çarşafı göğsünün üzerinde olduğu halde nasıl yakalandığını halkın ve Haşimoğulları'nın görmeleri için Me'mun'un evinde (sarayında) bekletildi. Me'mun O'nu sabah Ahmed b. Ebi Halid'e gönderdi ve tutuklattı. Daha sonra, Hasan b. Sehl'in yanına gitmek üzere hareket ettiği zaman beraberinde Femu's-sulh'a götürdü. İbrahim b. el-Mehdi için Hasan b. Sehl (bir rivayette kızı Büran) şefaatte bulundu ve Me'mun onu affetti.

 

Diğer bir rivayete göre, İbrahim yakalandığı zaman Ebu İshak el-Mu'tasım'ın evine getirildi. Bu sırada el-Mu'tasım, Me'mun'un yanında bulunuyordu. İbrahim Türk asıllı Ferah'ın bineğinin terkisinde Me'mun'un yanına getirildi. Huzuruna girdiğinde Me'mun: "Defol buradan!" diye bağırdı. Bunun üzerine İbrahim şunları söyledi: "Ey Müminlerin Emiri! İntikam sahibi kısas hususunda tasarruf sahibidir, fakat affetmek takvaya daha yakındır. Bedbahtlık sebebiyle mağrur olan kimse, kendisine karşı zamanın zulmetmesine imkan vermiş olur. Allah, her günah sahibinin derecesini nasıl senin altında kılmış ise, yine senin dereceni her günah sahibinin fevkinde kılmıştır. Eğer beni cezalandırırsan bu senin hakkındır, yok eğer affedersen bu senin fazlın ve keremin icabıdır." Me'mun bunun üzerine: "Ey İbrahim! Seni affedeceğim." dedi. Buna sevinen İbrahim tekbir getirdi ve secdeye kapandı. Bir rivayete göre İbrahim saklı bulunduğu bir sırada bu sözlerini mektupla Me'mun'a iletmiş, Me'mun da mektup kağıdının sonuna şu cümleleri ilave etmişti: "Kişinin öfkelendiği kimseye karşı güçlü ve kuvvetli olması ona karşı olan öfkesini giderir, pişmanlık ise tövbe sayılır; fakat bu ikisinin arasında Allah'ın affı söz konusudur. Kişinin istediği şeyin en büyüğü ise Allah'ın affıdır." Me'mun'un bu sözleri üzerine İbrahim O'nu uzun bir kaside ile övdü.

 

Rivayet edildiğine göre, İbrahim Me'mun'un huzurunda kasidesini okuduğu zaman Me'mun O'na: "Yusuf Peygamber'in kardeşleri hakkında dediğini söylerim." demiş ve şu ayeti okumuştur: ''Yusuf dedi ki: Bugün size ayıplama yok. Allah sİzi affetsin, çünkü O merhametlilerin en merhametlisidir.'' (Yusuf, 92).

 

BİR SONRAKİ SAYFA İLE DEVAM ETMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ İSME TIKLA

 

ME'MUN'UN BURAN İLE ZİFAFA GİRMESİ