İBNÜ’L-ESİR |
5. CİLT |
İBRAHİM b. el-MEHDİ'NİN
ELE GEÇİRİLMESİ
Bu
yıl, Rebiyülevvel (Haziran) ayında İbrahim b. el-Mehdi ele geçirildi.
İki
kadınla birlikte ve kadın kıyafetinde peçeli bir vaziyette iken geceleyin zenci
bir bekçi tarafından yakalandı. Bekçi onlara: "Nereden geliyorsunuz ve
nereye gidiyorsunuz." diye sorunca, İbrahim kendilerine bir şey sormaması
ve serbest bırakması için değeri çok büyük olan parmağındaki yakut yüzüğü
verdi. Yüzüğü gören bekçi onlardan şüphelendi, sahibinin makam ve mevki sahibi
bir kişi olduğu kanaatine vararak onları Sahibu'l-mesleha'ya götürdü.
Sahibu'lmesleha yüzlerini açmalarını emretti, fakat İbrahim yüzünü açmamak için
direndi. Sahibu'l-mesleha'nın onu kendisine doğru çekmesi üzerine İbrahim'in
sakalı göründü. Bu defa Sahibu'l-mesleha O'nu Sahibu'l-cisr (Köprü muhafız
kumandanı)'e götürdü. Sahibu'l-cisr, İbrahim'i tanıdı ve O'nunla Me'mun'un
kapısına kadar gelerek Me'mun'a İbrahim'i getirdiğini bildirdi, Me'mun da
İbrahim'in sabaha kadar muhafaza altında bulundurulmasını emretti.
İbrahim
peçesi boynunda, çarşafı göğsünün üzerinde olduğu halde nasıl yakalandığını
halkın ve Haşimoğulları'nın görmeleri için Me'mun'un evinde (sarayında)
bekletildi. Me'mun O'nu sabah Ahmed b. Ebi Halid'e gönderdi ve tutuklattı. Daha
sonra, Hasan b. Sehl'in yanına gitmek üzere hareket ettiği zaman beraberinde
Femu's-sulh'a götürdü. İbrahim b. el-Mehdi için Hasan b. Sehl (bir rivayette
kızı Büran) şefaatte bulundu ve Me'mun onu affetti.
Diğer
bir rivayete göre, İbrahim yakalandığı zaman Ebu İshak el-Mu'tasım'ın evine
getirildi. Bu sırada el-Mu'tasım, Me'mun'un yanında bulunuyordu. İbrahim Türk
asıllı Ferah'ın bineğinin terkisinde Me'mun'un yanına getirildi. Huzuruna
girdiğinde Me'mun: "Defol buradan!" diye bağırdı. Bunun üzerine
İbrahim şunları söyledi: "Ey Müminlerin Emiri! İntikam sahibi kısas
hususunda tasarruf sahibidir, fakat affetmek takvaya daha yakındır. Bedbahtlık
sebebiyle mağrur olan kimse, kendisine karşı zamanın zulmetmesine imkan vermiş
olur. Allah, her günah sahibinin derecesini nasıl senin altında kılmış ise,
yine senin dereceni her günah sahibinin fevkinde kılmıştır. Eğer beni
cezalandırırsan bu senin hakkındır, yok eğer affedersen bu senin fazlın ve
keremin icabıdır." Me'mun bunun üzerine: "Ey İbrahim! Seni
affedeceğim." dedi. Buna sevinen İbrahim tekbir getirdi ve secdeye
kapandı. Bir rivayete göre İbrahim saklı bulunduğu bir sırada bu sözlerini
mektupla Me'mun'a iletmiş, Me'mun da mektup kağıdının sonuna şu cümleleri ilave
etmişti: "Kişinin öfkelendiği kimseye karşı güçlü ve kuvvetli olması ona
karşı olan öfkesini giderir, pişmanlık ise tövbe sayılır; fakat bu ikisinin
arasında Allah'ın affı söz konusudur. Kişinin istediği şeyin en büyüğü ise
Allah'ın affıdır." Me'mun'un bu sözleri üzerine İbrahim O'nu uzun bir
kaside ile övdü.
Rivayet
edildiğine göre, İbrahim Me'mun'un huzurunda kasidesini okuduğu zaman Me'mun
O'na: "Yusuf Peygamber'in kardeşleri hakkında dediğini söylerim."
demiş ve şu ayeti okumuştur: ''Yusuf dedi ki: Bugün size ayıplama yok. Allah
sİzi affetsin, çünkü O merhametlilerin en merhametlisidir.'' (Yusuf, 92).
BİR SONRAKİ
SAYFA İLE DEVAM ETMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ İSME TIKLA
ME'MUN'UN BURAN
İLE ZİFAFA GİRMESİ