DEVAM: 2. RESULULLAH
S.A.V.'İN HADİS'İNE TA'ZİM VE ONA MUARIZ OLANI TEHDİD
حَدّثَنا
مًحَمَّد بن
رمح بن مهاجر
المصري، أنبأنا
الليث بن سعد،
عَنْ ابْن
شهاب، عَنْ عروة
بن
الزُبَيْر؛
أن عَبْدُ
اللّه بن
الزُبَيْر
حَدّثَه: - أن رجلا
مِن الأنصار
خاصم
الزُبَيْر عند
رَسُول اللّه
صلى اللّه
عليه وسلم في
شراج الحلة
التي يسقون
بها النخل.
فقَالَ
الأنصاري: سرح
الماء يمر.
فأبى عليه.
فاختصمنا عند
رَسُول اللّه
صلى اللّه
عليه وسلم
فقَالَ رَسُول
اللّه صلى
اللّه عليه وسلم:
((اسق يا زبير.
ثم أرسل الماء
إلى جارك))
فغضب الأنصاري
فقَالَ: يا
رَسُول اللّه!
أن كان ابْن
عمتك؟ فتلون
وجه رَسُول
اللّه صلى
اللّه عليه
وسلم ثم
قَالَ: ((يا
زبير، اسق. ثم
احبس الماء حتى
يرجع إلى
الجدار))
قَالَ،
فقَالَ
الزُبَيْر:
واللّه، إني
لأحسب هذه الآية
نزلت في ذلك. {فلا وربك لا
يؤمنون حتى
يحكموك فيما
شجر بينهم ثم
لا يجدون في
أنفسهم حرجا
مما قضيت
ويسلموا
تسليما})).
Abdullah b.
Zübeyr r.a.’den; şöyle söylediği rivayet edilmiştir; “Ensar’dan bir adam Harre
denilen mevkideki hurmalıkları suladıkları su arklarından ve su nöbetinden
dolayı Nebi s.a.v.’e Zübeyr b. Avam aleyhinde şikayette bulundu. (Bu arklardan
geçen su önce Zübeyr’in hurma bahçesine varıyordu. Sonra da şikayetçi
Ensari’nin tarlasına uğruyordu. Bir defa Zübeyr hurmalığını sulamak üzere suyu
tuttuğu sırada) müşteki ona:
Su'yu serbest
bırak ki biz'e gelsin, diye talepte bulundu. Fakat Zübeyr, kendi tarlasını
sulamadan suyu
bırakmak ve nöbetini ona vermekten imtina edince iki taraf Resulullah s.a.v.’e
meselelerini intikal ettirdiler. Resulullah s.a.v.’in huzurunda isteklerini
karşılıklı olarak arz ettiler.
-
Resulullah s.a.v.
; “Ey Zübeyr! Tarlanı sula sonra suyu komşuna salıver” buyurdu.
Davacı:
hiddetlenerek; “Zübeyr, halan oğlu olduğu için mi?” demek suretiyle Resulullah
s.a.v.’i taraf tutmakla itham etmek istemişti. Bu söz'den üzülen Resulullah
s.a.v.’in mübarek yüzü değişti.
Resulullah
s.a.v.; “Ey Zübeyr, tarlanı sula sonra suyu hapset, ta ki, su hurma ağaçlarının
köklerine erişsin,” buyurdu.
Ravi demişti ki;
Zübeyr şöyle dedi; “Vallahi öyle sanıyorum ki şu ayet bu olay hakkında indi.”
{فلا وربك
لا يؤمنون حتى
يحكموك فيما
شجر بينهم ثم
لا يجدون في
أنفسهم حرجا
مما قضيت
ويسلموا
تسليما} Hayır (resulum), Rabbine yemin olsun onlar
(mü’miniz diyenler) aralarında çıkan anlaşmazlıkta seni hakem yapıp sonra
verdiğin karardan -hükümden-
nefislerinde hiç bir güçlük duymayarak tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça
iman etmiş olmazlar.(Nisa suresi,65)
AÇIKLAMA: Kütüb-i Sitte sahiblerinin muhtelif bahislerde zikrettikleri bu hadisin
ihtiva ettiği hükümlerden birisi şudur: Derelerde akan ve ''Mübah Nehirler''
denilen sulardan nöbet usulu ile istifa eder. İstifadede nehrin akışı takip
edilerek yukardan başlamak suretiyle tarlalar sulanacaktır. Nöbeti gelen tarla sahibi kendi tarlasını suladıktan sonra
suyualt tarafındakikomşusuna bırakır. O da sulama işini bitirince altındaki
komşu tarlaya suyu salıverecektir. Bu durumda, görüldüğü gibi bir üstekinin,
sulamada öncelik hakkı vardır.
Hadiste önce
sulh yolu ile sonra şer'i hakka dayalı hüküm ile hasımlar arasındaki ihtilafın
hali öngörülüyor. Şöyle ki :
İki hasım
müracaat ettiklerinde Resulullah (S.A.V) başlangıçta Zübeyr (r.a.) in hasmının biran önce
tarlasını sulayabilmesi için Zübey r (r.a.)'in
asgari ihtiyacını gidermesi ile yetinilerek sulh yolu ile aralarındaki nizaı
gidermek istemişti. Onun için Z ü b e y
r ' e ''Tarlanı sula sonra suyu komşuna salıver.'' emri verildi. Ensarinin vaki
itirazı üzerine tarafların normal haklarını kullanmalarını hükme bağlayan
Peygamber (S.A.V) Hz. Z ü b e y r ' e ,
örf ve adete göre kana kana su hakkını tam kullandıktan sonra suyu bırakmasını
emretmişti.
Hz. Zübeyr'in hasmının ismi hadiste geçmiyor.
Onun kimliği hakkında değişik rivayetler vardır. Fakat hiç bir rivayet kesinlik
ifade etmediği için kimliği vuzuha kavuşmamıştır. Bunun kimliği, vaki itirazla
işlediği saygısızlık veya içine düştüğü hata dolayısı ile teşhir edilmesin diye
kapalı tutulduğu ihtimali vardır. Davanın bir tarafını teşkil eden ilk ravi
Zübeyr (r.a.) olsun diğer raviler olsun ondan. Ensari diye bahsederler.
Ensari diye
tabir edilen bu şahsın sahabi olup olmaması hususu da açıklık kazanmamıştır.
Bir sahabinin Peygamber (S.A.V) 'in hükmüne itiraz etmesipek düşünülmediği için
bazı alimler ve rivayetler onun münafıklardan olduğu yolunda bilgi verirler.
İbn-i Mace'nin Sindi adlı haşiyesinin müellifi: '' Bu adamın münafıklardan
olması muhtemeldir. Ensar kabilesine mensup olduğu için Ensari diye anılmış
olabilir'', diyor. Sindi daha sonra bu
şahsın sahabi olduğu ihtimali üzerinde durarak,
Nesai'nin bu adamın Bedir savaşında hazır bulunduğunu rivayet ettiğini
ifade eder. Buhari de Sulh kitabında :
''İ'tiraz eden
şahıs Ensardandır. Bedir savaşında bulundu.'' mealinde kuvvetli bir rivayette bulunuyor.
Zübeyr
(r.a.)'in, rivayet ettiği bahis konusu hadis metninde, hasmından, Ensari diye
bahsetmesi ve hasmının Peygamber'e, Ya Resulullah diye hitab etmesi onun
sahabilerden olduğu ihtimalini kuvvetlendiriyor.
Müslim'in
şarihi Nevevi de: ''Bir insan bugün böyle bir söz sarfederse onun hakkında
mürted'in hükümleri tatbik edilir. Peygamber (S.A.V) 'in bu şahsı
cezalandırmaması alimlerce bu şekilde yorumlanıyor : Hadise, İslam dininin yeni
çıktığı zamana rastlıyordu. Peygamber (S.A.V) halkın İslama ısınmasına
çalışıyordu. Her olayın iyi bir şekilde halledilmesi gerekiyordu. Bunun için o
şahıs hakkında cezai hüküm tatbik edilmemiştir'', diyor.